Bir Güzeller Güzeli SAV Efendimiz

Güzel hayatın her deminde varlığını hissettiren, gönülden sevilen, varlığıyla güven veren hoşluk veren, huzur veren bir ana şefkati ile insanı sıcacık duygularla çepeçevre saran bir hayat nişanesi,

Tarih: 20.02.2015 15:22

Bir GÜZELLER GÜZELİ sav ve yedi güzel insan.. 1..

İbrahim Yavuz Zarifoğlu

 

Güzel hayatın her deminde varlığını hissettiren, gönülden sevilen, varlığıyla güven veren hoşluk veren, huzur veren bir ana şefkati ile insanı sıcacık duygularla çepeçevre saran bir hayat nişanesi, ilim meş’alesi, sığınılan yüce bir kale, huzur içre bir mekân, güvenilir bir koy en sadık bir yâr kucağı ve insanlığa ömür boyu faydalı bir saadetkaynağıdır..

Güzellik bu sırlarla neşv-ü nema edip insanı yücelten bir olgu.

Yoksa kısacık ve hemen geçiveren bu fani alemin içerisine yüce bir sonsuzluk sırrını sığdırabilmenin imkanı olabilir miydi. Güzel hayat veren bir tılsımıyüreğinde sakladığı gibi yüzüyle, elleriyle ve bütün benliğiyle insanlığın hizmetine sunduğunda güzel kalır ve hatta her geçen zaman içinde güzelliği bir huşu nişanesi olarak artmaya devam eder.

Güzel varlığıyla dem bulan bir ilahi hediyenin varlık alemine yansımasıdır .

Güzele yaklaşan her şey o ilahi sırrın yansıyan ışığından nasipdar olur ve tıpkı güneşten aldığı ziyayı, karanlığın kesret bulduğu dünyaya nurdan bir şûle gibi yansıtan ay gibi hayat verir, ruh verir ve nice kapkaranlık yollarıaydınlığa keser.

İşte o güneş; o nurlar hazinesi, o ışığı hiç sönmeyecek olan hayat meş’alesi, ilahi ışığın yansıyan madde ve mana aynası, kainatın en biricik güzeli,güzeller güzeli olan en sevgililer sevgilisi, biricik efendimiz, sultanımız, baş tacımız Hazreti Muhammed Musatafa’dır sallallahu aleyhi vessellem.

VARLIĞINI GÜZELDEN ALAN GÜZELLER ..


Güzel ne kadar büyük ve güzelliği yansıtan bir hayat nişanesi ise; ona bağlıgüzellerin varlık ve nispetleri o kadar fazladır.


Güzel ay’sa, güzel Güneş’se yıldızlar o kadar parlak ve o kadar çoktur.
Işığından istifade edilen kaynak ne kadar büyük ve ne kadar faydalı ise; istifade eden kaynaklar o nispette bereketlidir.

Güzelin hayata yansıyan güzelliği ne kadar ışıltılı ise, yansıdığı ayna o kadar parlaktır.
Mutlak güzel vahdettir.

Güzel kaynaktan içen nice binlerce güzel her daim vardır.

Hiç şüphesiz o ilahi nurdan feyizlenip hayatı bereketlenen nice binlerce mücahit var.

Biz, fani alemin acizleri o muhteşem ışıktan yansıyan nice binler bahtiyarlardan ancak hissedar ve haberdar olduğumuz güzellerden ve muhteşem cennet bahçesi çiçeklerin gül kokulu bir demetinden feyizyâb olduğumuz birkaç çiçeğinden bahsetmeye gayret edeceğiz.

O koca ummanın nasibimize düşen bir damlacığından doğrusu..

Hiç şüphesiz bütün bu nurlu insanlar Allah’ın ezeli ilminde kayıtlıbahtiyarlardır.
Biz payımıza düşenden bahsedeceğiz..


SADAKATİN BİRİCİK REMZİ..EN YÜCE SIDDIK..

İlahi nurdan ışığını alarak yüzlere ve gönüllere yansıtan o kutsal ayna; hiçşüphesiz nice binlerce simaya nurunu yansıttı..

Sonra o güzeller güzeller güzeline en yakıyn olan, kalben, edeben madden, manen ve ruhuyla bağlı olan sıddıklar sıddıkı, hicretin medar-ı iftarı : "ikinin ikincisi olan..” gerçek güzellik sıfatınıkainatın sahibi Rabbü’l-âlemin olan Allah’ın sıfatlandırdığı, güzellik tacınısevgili Resulünün sav eliyle sertaç eylediği, cennetle müjdelenmişlerin ilki olan biricik ashabı, insanlık tarihinin ilki olan hakikatli bir dost, bir can, bir dünür bir velihat ve gerçek bir halife olan Hazreti Ebubekir-i Sıddık radiyallahu anh’dır.

O biricik nebi sav Veda hutbesinde: ”Şahid ol Yarab ! nidası ile kainatın merkezini sarstığında “ilk şahidlik edecek olan makamın sahibi Hz.Ebubekir Sıddık r.anh. dı şüphesiz.

Mir’aç mucizesi vuku bulduğunda aklı ve imanı henüz ötlerin ötesini algılmakta zorlanan bazı beşer, kurtuluşu inkârın karanlığında aramış; inkârla kurtulduklarını zannetmişlerdi..İşte bu krıtik iman ve imtihan noktasında Hazreti Ebubekir r.anh: "Bu sözleri, O’mu sav söyledi.Vallahi o söyledi ise el-hâk doğrudur !” diye buyurarak makamların en yücesi olan –Sıddık olma makamının- sırrına ilk eren beşer olmuştur. Artık o Ebubekir SIDDIK ‘tır. Ve o biricik Nebi’den aldığıhilafeti bir harfine dokunmaksızın ömrünü tamamlamıştır. Hz.Ebubekir ile başlayan dinde bağlılık ve sadakat anlayışı hiç şüphesiz o saadet asrından günümüze-günümüzden kıyamate dek sürecek bir kutsi algının yüceliğini hep muhafaza edecektir.Salih amellerde sadakatin remzi olan bu yüce sahabi hiçşüphesiz en parlak yıldız ve en aydınlık bir yolun ışığıdır.


Allah cc ve biricik Resülu sav ve kâinat buna şahiddir.

CANLARINI İSLAMA HEDİYE EDEN İLK AİLE..

Güzellikleri sinderemeyen kıskanç ve habis ruhlu insanlar vardır; güzelin her nev’ine düşman olan.. Kendilerine biat etmeyen, batıl düzen ve sistemlerine karşı onurlu mücadele veren insanlara karşı tek karşı duruş secenekleri; işkence, zulm ve katliam olan güzellik düşmanı küfür algısı.. İşte İslâm da kanları akan ilk güzel şehidler.. Yasir ailesi r.anh.

İslam da ilk kanı akıtılıp şehid ettikleri mustafzaflardan olan Yasir, Mekke`ye Yemen`den gelmişti.

Burada, Mahzumoğullarından Ebû Huzeyfe bin Muğire`nin himâyesine girmişti. Sonradan Ebû Huzeyfe, onu câriyesi Sümeyye ile evlendirmişti. Bu evlilikten iki erkek çocuğu dünyaya geldi: Ammar ve Abdullah.
Kafirler işkencelerini o kadar artırdılar ki, yine bir gün Yâsir âilesi işkence altında zalim müşrikler tarafından inletilirken, Resûl-i Ekrem Efendimiz üzerlerine çıkageldi. Yürekler parçalayıcı bu durum karşısında dyanamayan Yasir r.anh ; "Yâ Resûlallah," dedi, "bu iş daha ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?" dediğinde ,

"Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sizin mükâfatınız Cennettir; sabredin, ey Yâsir âilesi!" diyerek sabır tavsiyesinde bulundu.

İşkence altında kıvranan Yâsir ‘in r.anh çektiğe çile ve ızdaraba ,

Resûl-i Kibriya Efendimiz,
"Allâhım! Yâsir âilesinden Rahmet ve Mağfiretini esirgeme" duâsıyla karşılık verdi.
Bu hâdiseden bir müddet sonra Hazret-i Yâsir, dayanılmaz işkenceler altında cesaret, şeref ve izzetiyle ruhunu Rabbine teslim etti. Böylece Müslüman erkeklerden "ilkşehid" şerefi kendisinin oldu.

Oldukça yaşlanmış, zaîf ve nahif bir kadın olan Yâsir`in âilesi Sümeyye de işkence etsin diye Ebû Cehil`e havâle edilmişti.

Ebû Cehil, işkenceden işkenceye uğrattığı bu yaşlı, zaîf ve kimsesiz kadına küstahça ve âdice, "Sen güzelliğine âşık olduğun için, Muhammed`e îmân ettin!" diyordu.

Bu âdice ithama, îmân âbidesi kesilmiş Hazret-i Sümeyye, bir müşrike söylenebilecek en ağır laflarla mukabele edince, Ebû Cehil hiddete geldi ve elindeki mızrağı saplayarak, şehid etti. Hazret-î Sümeyye de böylece, kadınlardan ilk şehid edilen kişi oldu.

Ve Efendimizle sav Mekke sokakalarında birlikte oyun oynayıp koşturan Yasir ailesinin evlatları Ammar bin Yasir r.anh.

Ammar b. Yasir, İslâm’la şereflenen ilk kırk kişiden biri.Ve Müslümanlığınıilan eden ilk yedi kişi içinde olan sahabi. Ayrıca, İslâm’ın ilk şehitleri olan cefakâr ve vefakâr bir ana-babanın çocuğu.

Ammar b. Yasir (R.A.), Bedir’de, Hendek’te, Rıdvan biatında ve Rasulullah’ın bulunduğu bütün savaşlarda O’nun ile birlikteydi. Hicret esnasında inşa edilen ilk mescidin inşaatında bulundu. Ömrünü, Allah’a ve Rasulü’ne karşı sadakat ve hassasiyetle nakış nakış dokudu. Efendimiz (A.S.) onun bu özelliğine şu ifadelerle işaret buyurur: “Aranızda ne kadar daha kalacağımı bilemiyorum. (Ebu Bekr ile Ömer’i işaret ederek) benden sonra onlara uyun. Ammar’ın hidayeti gibi hidayet bulun..!” (Tirmizî).

Tarih: 20.02.2015 15:22
Yorum Bırak