Yüksek enflasyona rağmen düşük faiz

Mayıs ayından itibaren yapılan faiz indirimlerinin ise ekonomik göstergeler, teknik değerlendirme ile değil, daha çok hükümet kanadından gelen baskı sonucunda gerçekleştiğini

Tarih: 13.10.2014 10:54

YÜKSEK ENFLASYONA RAĞMEN DÜŞÜK FAİZ

22 Eylül tarihli son yazımızda alınan tedbirler sonucunda iç talebin azaldığını büyümenin dış talep ağırlıklı düşük bir seyir izlediğini ifade etmiştik. Buna göre Türkiye'de düşük büyüme ve yüksek enflasyon sarmalı bulunmakta, bu durum ise iktisatta teorik ve ampirik alanda kabul gören Phillips eğrisinde öngörülen yüksek enflasyon, düşük işsizlik arasındaki ters orantılı ilişkiye ters düşmektedir. Yani Phillips eğrisine göre yüksek enflasyon durumunda büyüme de yüksek seyrediyor olmalıydı. Türkiye ekonomisinde bu ilişkinin kırılarak ters yönde yaşanmasının arz tarafından kaynaklandığını, özellikle de döviz kurlarında geçen senenin eylül ayından bu yana TL'nin döviz karşısında değer kaybetmesi nedeniyle ortaya çıktığını ifade etmiştik. Türkiye’de döviz kurunun enflasyon üzerinde 6 aylık sürede ortalama yüzde 15 dolayında geçişlilik etkisi bulunmakta, beklentiler değiştiğinde bu etki yükselebilmektedir.

2013 eylül ayından beri yukarı doğru eğilimini sürdüren ve 1$ = 2 TL'nin üzerineçıkan döviz kuru neticesinde yıllık enflasyon yüzde 8-9'lar düzeyinde seyretmekte; azalan iç talebe, enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen, yüzde 5 hedeflerine indirilememektedir (Tablo 1). Enflasyonun yüksek seyrinde 2014 boyunca olumsuz seyreden gıda fiyatlarının da emtia fiyatları kadar etkisi vardır.

Bunakarşın TCMB 2014-III Enflasyon Raporunda yılın ikinci yarısında 9,16 olan yıllık enflasyonun hem gıda fiyatları hemdöviz kurunda beklenen aşağı yönde eğilimle birlikte düşeceği ifade edilmiştir. Bu beklentilerle TCMB Mayıs, Haziran, Temmuz ayı PPK toplantıları ile haftalık repo faizini sırasıyla 0, 50 0, 75 ve 0, 50 olarak toplamda 1,75 puan indirerek 8,25'e çekmiştir. Ancak haziranı takip eden aylarda beklentilerin aksine gıda fiyatlarında yukarı yönde baskılar devam etmiş, döviz kuru ise artarak yükselen seyir izlemiş, bunun üzerine TCMB ağustos ve eylül aylarında haftalık repo faiz oranını değiştirmemiştir.

Mayıs ayından itibaren yapılan faiz indirimlerinin ise ekonomik göstergeler, teknik değerlendirme ile değil, daha çok hükümet kanadından gelen baskı sonucunda gerçekleştiğini değerlendirmekteyiz. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde söz konusu tedbirlerle oy tabanı genişletilmek istenmiştir. Siyasi getiri üzerine kurulu bu tutumlar TCMB'nin kredibilitesini zedeleyecektir. Siyasi müdahale sürdüğü ve TCMB bu doğrultuda karar aldığı sürece, bağımsız Merkez Bankasından söz edilemez. Tüm dünyada bağımsız, kredibil merkez bankaları özellikle son dönemlerde ekonomik istikrarın ilk ve önemli temsilcileridir, ABD’de FED bunun en önemli örneği olarak 2008 krizinde öne çıkmıştır. Kendi elimizle bu itibarı zedelemeyelim, beklenti yönetimi üzerinde etkisini kaybeden TCMB ekonomik istikrarın da sonu olur.

Dr.Zeynep CİRELİ

 

Tablo 1:

Yıllık enflasyon oranları (%) (2014)

Mayıs                   9,66

Haziran                9,16

Temmuz              9,32

Ağustos               9,54

Eylül                      8,86

 

 

 

Tablo 2(1)

Aylık kur artış oranları (US$, %) (2014)

Haziran                0,95

Temmuz              0,47

Ağustos               0,93

Eylül                      5,56

 

(1) Ocak sonu ile mayıs sonu arasında yüzde 7,9 azalan kur (değerlenen TL), haziran ayından itibaren yeniden yükseliş eğilimine girmiş, haziran- 10 ekim arasında yüzde 8,6 yükselmiştir.

 

Tarih: 13.10.2014 10:54
Yorum Bırak