Asgari Ücret ve Üretim

Bundan önceki yazılarımızda Türkiye`de düşük büyüme ile yüksek enflasyon sarmalına girildiğini, teorideki Phillips eğrisi yaklaşımına ters düşen bu durumun üretim tarafında (arz yönünde), yüksek seyreden döviz kurlarından ve diğer üretim

Tarih: 16.02.2016 08:55
ASGARİ ÜCRET VE ÜRETİM

Bundan önceki yazılarımızda Türkiye`de düşük büyüme ile yüksek enflasyon sarmalına girildiğini, teorideki Phillips eğrisi yaklaşımına ters düşen bu durumun üretim tarafında (arz yönünde), yüksek seyreden döviz kurlarından ve diğer üretim maliyeti unsurlarından kaynaklandığını ifade etmiştik. Yine enflasyon ile büyüme ilişkisini, iki fiyat değişkeni olarak ekonomik gündemde sıklıkla tartışılan faiz oranı ile döviz kurlarının büyüme ve enflasyona etkilerini de ele almıştık.

Önceki yazılarımızda da ifade edildiği gibi Türkiye ekonomisinde yeni bir büyüme politikasına, bu yönde belirlenecek hedeflere, araçlara ihtiyaç vardır. Temel olarak belirlenecek orta-uzun vadeli politikalar çerçevesinde yıllık programlar oluşturulmalı, bu programlarda detaylı sektör analizleri yapılmalı, her bir sanayi dalında girdi-çıktı yapısı, döviz kullanımı-kazanımı, rekabetçi gücün unsurları analiz edilmelidir.

Türkiye’de 2011 sonrasında iç talebi daraltıcı politikalar izlenmiş, bunun sonucunda enflasyon üzerinde talep taraflı hareketlerin etkisi sınırlı kalmıştır.  Bu nedenle bu dönemde enflasyon üzerinde arz tarafından gelen üretim maliyetlerinin etkisi daha baskındır.  Yaptığımız araştırma sonuçlarına göre marjinal üretim maliyetleri büyük ölçüde döviz kurundan, ithal girdi tutarlarından etkilenmektedir. Bunlara ilave olarak, 2015`de üretim maliyetleri üzerinde istihdam oranının yüzde 35 ile ağırlıklı etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Yani Türk imalat sanayinin üretim maliyetlerinde ithal aramalı girdisi ile direk olarak döviz kuru kadar hatta daha fazla istihdam ile istihdam maliyetlerinin etkisi bulunmaktadır. Bu ise işgücü maliyetinin enflasyonist etki yaratabileceği anlamına gelmektedir.

Hal böyle iken, istihdam maliyeti üretim maliyetleri üzerinde bu denli etkili iken, asgari ücretin 1.300 tl`ye yükselmiş olmasının üretim süreci üzerinde etkiler yaratacağı muhakkaktır. Türkiye`de SGK’ ya kayıtlı ücretli çalışan 13 milyon kişinin 5 milyonu asgari ücretli görünmektedir. Asgari ücretin artması muhtemelen üretim maliyetlerine artış olarak yansıyacak, arz yönlü maliyet enflasyonu baskısı doğuracaktır. Diğer taraftan işgücü piyasaları açısından bakarsak, işgücü maliyeti artan işveren ya istihdamı azaltarak eldeki işgücü verimliliğini yükseltmeyi deneyecek veya üretim hacmini düşürebilecektir. Diğer bir sonuç kayıt dışı istihdama daha fazla yönelinmesi olabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı`nın son konuşmalarında açıkladığı şekilde işgücü kontrolleri sıkılaştırılıp etkinleştirilir ise, kalan seçenekler: kaçınılmaz enflasyon artışı ya da üretim hacminin daralması (veya işten çıkarmalarda artış) olacaktır. Bu sevimsiz gelişmeler yerli üretim üzerinde caydırıcı etkiler doğurarak ithalata yönelinmesine de neden olabilir.

2012 üçüncü çeyreğinden 2015 aynı dönemine kadar reel işgücü maliyeti yüzde 20,6 artarken, verimlilik artışı ise yüzde 2 olmuştur. Esasen verimlilikle başabaş olması beklenen ücret artışları ile aradaki makasın açıldığı görülmektedir. Sözkonusu dönemde üretim yüzde 9, istihdam ise yüzde 6,9 artmıştır. Sosyal politikalar açısından işgücüne verilen artışlara itiraz mümkün değilse de bunun ekonomi üzerindeki etkilerini analiz etmek durumundayız.

Geçmiş dönemlerde işgücü gelir payı üretim maliyeti unsurları arasında öne çıkmış olmakla birlikte 2013 Eylülden sonra artan döviz fiyatlarıyla yeni dönemde esas maliyet unsurunun döviz kuru ve ithal girdilerin payı olmasını beklerdik, ancak işgücü maliyetleri gene önemini sürdürecek gibi görünüyor. 2000`li yıllarda ucuz işgücü ve işgücü verimliliği sayesinde rekabet gücü yaratabilen Türk imalat sanayi bu kez rekabeti düşük değerli tl ile yakalamak durumunda kalabilir. Tabi ithal girdi maliyetlerinin de yükseldiği ortamda burada da manevra alanı kısıtlı. Hâsılı kelam üreticinin işi zorlaştı, sanayide sıkışma yaşanabilir. Türkiye`de üretici olmak hiçbir dönemde kolay olmamıştı zaten. Maalesef sanayi politikalarımız plansız, hedefsiz süreçler yüzünden, piyasadaki fiyat dalgalanmalarının dövizin, faizin insafına kalıyor.

Çözüm ne mi? Üreticiler lobi yaparak hükümetten istihdamı rahatlatıcı tedbir paketi isteyebilir, yani asgari ücretin faturası üreticiden merkezi bütçeye kaydırılabilir! Veya istihdam piyasaları fiili esneklik yaratacaktır!!

Bir de "Esnek Çalışma Tasarısı" sunulmuş meclise, daha çok yeni onu incelemek lazım; gelecek yazılarımızda.. Türkiye yönetimlerinin eski hastalığı her şeyi parça bohça (patchwork) gibi tek açıdan tedbire bağlamaktır. Ali Veli’yi bozar, birbirinden haberi olmaz. Yeni tasarı büyüme ile üretim ile istihdam piyasalarını bir bütün halinde ele almak üzere tasarlandı ise ne ala! Yoksa fazla mı iyimserim?

Zeynep CİRELİ
Tarih: 16.02.2016 08:55
Yorum Bırak