NASARA, YEHUD VE EHL-İ KİTAP KAVRAMLARI

Kur’an-ı Kerim’de sıkça geçen “Ehlü”l-Kitap” kavramı üzerinden Yahudi ve Hıristiyanlara ayrıcalıklı davranılması gerektiği fikri, alttan alta işlenmekte ve bunlarla Müslümanlar arasında ünsiyet peyda edilmek istenmektedir.

Tarih: 28.10.2019 00:00

NASARA, YEHUD VE EHL-İ KİTAP KAVRAMLARI

SİYAMİ AKYEL / MİLLİ GAZETE

Kur’an-ı Kerim’de sıkça geçen “Ehlü”l-Kitap” kavramı üzerinden Yahudi ve Hıristiyanlara ayrıcalıklı davranılması gerektiği fikri, alttan alta işlenmekte ve bunlarla Müslümanlar arasında ünsiyet peyda edilmek istenmektedir. Bu bakımdan Kur’an’ın “Ehl-i Kitap” kavramına yüklediği anlamı vuzuha kavuşturmak gerekir.

“Ehl-i Kitap” kavramının sözlük anlamı, “Kitap ehli” ve “Kitaplılar” demektir. Kur’an’da 31 ayette geçen “Ehlü’l-kitap” tamlaması “İlâhî bir kitaba inananlar” anlamında olup, “Yahudi ve Hıristiyanları” tarif eder. Allahü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hıristiyanları -kendi aralarındaki benzer özelliklerinden dolayı- birlikte anlatmak istediği zaman “Ehlü’l-kitap” demekte, ayrı ayrı anlattığı zaman da Yahudiler için “yehûd”, Hıristiyanlar için “nasârâ” tabirini kullanmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen “Ehlü’l-kitap” kavramı sadece bir tanımlamadır. Bu kavramdan hareketle bugünkü Yahudiliğe ve Hıristiyanlığa “hak din” muamelesi yapmak, bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları diğer kâfirlerden farklı görmek, İslam’ın ruhuna terstir.

Kur’an-ı Kerim’deki “Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir” (Bakara, 62) ayetini istismar ederek “Ehl-i Kitap”ın kurtuluşa ereceği fikrini ilk defa ortaya atan Muhammed Abduh’tur. Oysa bu ayette belirtilen ve “Rableri katında ecir alacak Yahudi ve Hıristiyanlar”, Peygamber Efendimiz’in risaletinden önce gelmiş, şirke düşmemiş ehl-i fetret kimselerdir. Peygamberimiz’in davetine icabet etmeyenler ve günümüzdeki Yahudi ve Hıristiyanların şirk ehli oldukları Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “Yahudiler Uzeyr Allah’ın oğludur dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl sapıyorlar!” (Tevbe, 30)

Bakara Sûresi, 62’nci ayet İslâm’ın ilk yıllarında bazı Müslümanların aklına takılan bir sorunun cevabıdır. Şöyle ki: Onlar “İslâm’dan başka bir din Allah katında kabul edilmeyecek” (Al-i İmran, 85) ayeti nazil olunca İslâm’dan önce Hıristiyan veya Yahudi olan dede ve babalarının bütün amellerinin boşuna gideceği zannına kapıldılar. Allah (c.c) da İslâm gelmeden önce bu özelliklere sahip olanların kurtuluşa ereceğini belirtti.

“Biz seni bütün insanlara bir rahmet müjdecisi ve azab habercisi olarak gönderdik” (Sebe, 28) ayeti Peygamberimiz (sav)’in tüm insanlık için gönderildiğine işaret eder. Yine “O halde Allah’a, O’nun Peygamberine ve indirdiğimiz O nura (Kur’an’a) iman edin.” (Tegabün 8) ayetinde Yahudi ve Hıristiyanlar istisna tutulmamıştır. Zira İslâm geldikten sonra Yahudi ve Hıristiyanların Hz. Muhammed Aleyhisselam’a iman etmesi gerektiği “Ey Rasûlüm de ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın Peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu O’nundur. Ondan başka hiç bir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a hem de bütün kelimelerine iman getiren o ümmî Peygambere, Rasûlüne iman edin ve o peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız” (A’raf 157-158) ayetinde açıkça belirtilmektedir. Yine “Hiç şüphesiz Allah katında din İslâm’dır…” (Al-i İmran, 19) ve “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa-benimserse, asla ondan kabul edilmez. O ahirette de kayba uğrayanlardandır” (Al-i İmran, 85) ayetleriyle de İslâm’a inanmaktan başka çıkar yol olmadığı teyid edilmektedir. (Devam edecek)

Tarih: 28.10.2019 00:00
Yorum Bırak