Paralel Din Tehlikesi

“Yazı yazmak” demiş E. L. Doctorow, “geceleyin araba sürmeye benzer. Önünüzü sadece size farların gösterdiği yere kadar görebilirsiniz; ama bu suretle seyahatin tamamına erersiniz.” Bu söze itibar edeceksek, Fethullah Gülen de geldi geleceği

Tarih: 05.12.2016 09:57
Paralel Din Tehlikesi

Siyami Akyel / Milli Gazete

“Yazı yazmak” demiş E. L. Doctorow, “geceleyin araba sürmeye benzer. Önünüzü sadece size farların gösterdiği yere kadar görebilirsiniz; ama bu suretle seyahatin tamamına erersiniz.” Bu söze itibar edeceksek, Fethullah Gülen de geldi geleceği yere kadar. Dinler arası Diyalog konusunda ektiği fitne tohumları meyveye durdu.

Fethullah Gülen ve ekibi Hıristiyanların misyonerlik faaliyetlerine ortak olma arzusunda o kadar ileri gitti ki, diğer batıl dinlerle diyalog için Peygamber Efendimiz (s.a.v) feda edildi. “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabında Fethullah Gülen, Yahudi ve Hıristiyanlara yaranabilmek için şunları söylemektedir: “Kur’an-ı Kerim, kitap ehline çağrıda bulunurken, “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir kelimeye gelin.” Nedir o kelime “Allah’tan başkasına ibadet yapmayalım.” Allah’a kul olan başkasına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin, sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim. Kur’an devamla, “Allah’ı bırakıp da, bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin” diyor. Dikkat edin, bu mesajda, MuhammedünRasulullah yok.”

Yine “Fasıldan Fasıla” kitabında da, “Herkes Kelime-i Tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümünü, yani “Muhammed Allah’ın resulüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır” demekte bir beis görmemektedir.

Fethullah Gülen’in Yahudi ve Hıristiyanlara yaranmak için söylediği bu sözler, “Kelime-i Tevhid”in bütünlüğüne kastetmektir. Oysa Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c) ile Peygamberlere birlikte iman edilmesini istemekte ve şöyle buyurmaktadır: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberleri arasında ayırım yaparak; ‘Buna inanır, fakat şuna inanmayız’ diyenler böylece, iman ile küfür arası bir yol tutturmak isteyenler var ya, onlar gerçek anlamı ile kâfirdirler. Biz kâfirler için onur kırıcı bir azap hazırladık”.

Kur’an-ı Kerim’de Yahudi ve Hıristiyanların kâfir oldukları “Yahudiler Uzeyr Allah’ın oğludur dediler, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl sapıyorlar!” ayeti ve benzer ayetlerle belirtilmektedir. Yine Kur’an-ı Kerim’de “İslâm’dan başka din arayanları aslâ kabul görmez. Ahirette de hüsrandadırlar” demek suretiyle kurtuluşun ve tek makbul dinin İslam olduğu beyan edilmektedir.

İnsanların tek kurtuluş reçetesinin İslam olduğunu vurgulayan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, ayrım yapmaksızın tüm insanları Kelime-i Tevhid’in bütününe yani Allah’a ve Resulüne birlikte iman edilmesini emrederek şöyle der: “O halde Allah’a, O’nun Peygamberine ve indirdiğimiz O nura (Kur’an’a) iman edin. Allah, ne yaparsanız, hepsinden haberdardır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in, Yahudi ve Hıristiyanların kâfir olduklarını ve kendisine itaat etmeleri gerektiğini emrettiği olayı aşağıya alalım ki mesele vuzuha kavuşsun.

Bir gün Hz. Ömer (r.a), Yahudilerin ellerinde Tevrat’tan bazı sahifeler alarak Sahabelerden bazılarıyla münakaşa ettiklerini görerek durumu Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e iletir. Hz. Peygamber (s.a.v) de kızarak şöyle buyurur: “Ey Hattab’ın oğlu Ömer! Yoksa getirdiğim din hakkında şüpheniz mi var! Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ben o sayfaları (Kur’an’ı) size bembeyaz ve tertemiz olarak getirdim. Kitap ehline bir şey sormayınız. Çünkü size söyleyecekleri bir hakikati yalanlamanız yahut size söyleyecekleri gerçek dışı bir haberi doğrulamanız mümkündür. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Musa (a.s.) hayatta olsa idi, hemen bana tâbi olmaktan başka bir şey yapamazdı.”

Bu Hadis-i Şerif’le Peygamberimiz Yahudi ve Hıristiyanlarla “Dinler arası Diyalog” yapılmasını yasaklamıştır. Buna rağmen, gerek “Dinler arası Diyalog” ve gerekse Hindistan’da İngilizlerin etkisiyle “her şeyi Kur’an’dan alalım” sloganıyla ortaya çıkmış “Kur’an İslam’ı” söylemi savunucuları Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i aradan çıkartarak, yani Kelime-i Tevhid’in bütünlüğüne kastederek yeni bir Paralel Din üretmek istemektedir.
Tarih: 05.12.2016 09:57
Yorum Bırak