''İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'' HAKKINDAKİ GERÇEKLER

Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesi tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde Strazburg’da onaylanan ve tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Türkiye’nin öncülüğünde 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmıştır. Sözleşme burada imzaya açıldığından dolayı “İstanbul Sözleşmesi” olarak anılmaya başlanmıştır.

Tarih: 12.05.2020 19:12

''İSTANBUL  SÖZLEŞMESİ'' HAKKINDAKİ GERÇEKLER

SİYAMİ AKYEL

Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu Komitesi tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde Strazburg’da onaylanan ve tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Türkiye’nin öncülüğünde 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmıştır. Sözleşme burada imzaya açıldığından dolayı“İstanbul Sözleşmesi” olarak anılmaya başlanmıştır.

Sözleşme, 60’ıncı Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti tarafından imzaya açılmış, sözleşmeyi her ülke adına Dışişleri Bakanları attığı için Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu imzalamıştır. Davutoğlu, sözleşmeyi şahsi mesele olarak sahiplendiğini,‘dostlar alışverişte görsün’ mantığıyla hareket etmediğini, var olan mevzuatla uyumlu olmasa da çekince koymadan kendi imzasıyla Bakanlar Kurulu’na sevkedildiğini beyan etmiştir. Dönemin TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Şahsi kanaatim sözleşmenin bir an evvel Genel Kurul’dan geçmesi” demiş, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ise “sözleşmenin onayıyla kadının korunma sorununun kendiliğinden çözüleceğini” beyan etmiştir (Milliyet, 16.10.2011).

Bakanlar Kurulu tarafından 18 Ekim 2011 tarihinde TBMM’ye sevki kararlaştırılan “İstanbul Sözleşmesi” 11 Kasım 2011 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla TBMM’ye sevk edilmiş, 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM’de görüşülerek AKP, CHP, MHP ve BDP (HDP)’nin oybirliğiyle Meclis’te onaylanmıştır. 10 Şubat 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu’nca imzalanan sözleşme, 8 Mart 2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanmış, 1 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe konulmuştur.

Sözleşmeyi ilk imzaya açan, ilk onaylayan ülke Türkiye’dir ve sözleşmenin hiçbir maddesine çekince koymamıştır. Bazı ülkeler sözleşmeyi imzalamasına rağmen onaylamamıştır (İngiltere, Ermenistan vb). Bazı ülkeler çekince koymuştur (Fransa, İsveç, İsviçre, Yunanistan vb). Bazı ülkeler sözleşmenin bazı maddelerine itiraz etmiş, bazıları ise şerh koymuştur. Rusya ve Azerbaycan sözleşmeyi imzalamamış, gözlemci ülke statüsünde katılan ABD, Japonya, Kanada, Meksika ve Vatikan da sözleşmeyi imzalamamıştır.

Türkiye, sözleşmeyi sanki kutsal metin gibi hiçbir maddesine itiraz etmeden imzalayan, onaylayan ülkedir ve sözleşmenin bizzat tarafıdır. Herhangi bir çekince, şerh ve itirazda bulunmamıştır. Sözleşmeye çekince koyan ülkeler “dini, kültürel, toplumsal yapılarından ve toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve partner (nikâhsız birlikte yaşayan bireyler)yaşamı” gibi konularda çekince koymuştur. Sözleşmeyi imzalayan irade, Müslüman bir ülke olmamıza rağmen sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki“cinsel tercih ya da cinsel yönelimin” güvence altına alınmasına dahi itiraz etmemiştir.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “cinsiyet seçiminin kişisel bir özgürlük alanı gibi gösterilmesinin İlahi iradeyi yok saymak, haddi aşmak ve kulluktan sapmak olduğu” yönündeki haklı açıklamasına Ankara Barosu ve İnsan Hakları Ankara Şubesi dava açmıştır. İstanbul Sözleşmesi’yle “cinsel tercih ya da yönelimi” teminat altına alan iktidarın sosyal medyada “Ali Erbaş’ın arkasındayız” söyleminden daha fazlasını yapabilme gücü mevcuttur.

Sözleşmenin 80’inci maddesinde “Her taraf istediği zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle bu sözleşmeyi feshedebilir” denmektedir. Hükümet tek taraflı sözleşmeden çekilebilir.Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün eski bakanlar kurulunun bütün yetkilerini haizdir.Tek imzayla istediğini yapabilme yetkisine sahiptir. TBMM’de bir karar almak gerekirse Cumhur ittifakının çoğunluğu da yeterlidir.

Milletlerarası sözleşme niteliğindeki “İstanbul Sözleşmesi” yürürlükte olduğu müddetçe bugün Ali Erbaş’a yarın başka bir Müslüman’a dava açılması işten bile değildir. İlgili maddeye göre ebeveynlerin çocuklarının cinsel yönelimine tedbir alması da mahkemelerce “cinsel tercihe müdahale” şeklinde yorumlanabilir.


Tarih: 12.05.2020 19:12
Yorum Bırak