SEÇİMLERDE HANGİ SONUÇ ÇIKAR?

İnsanoğlu hep bir şeyleri seçer. Aş, iş ve eş diye başlasak neler olmaz ki bu listede. Bir bakıma insanın en belirgin özelliğidir, seçmek. Temel ölçütte “fayda”dır. Dil bazı tercihlerinin“vatan için”, “millet için” olduğunu söylese de, değişmeyecek kural; “önce can” dır…

Tarih: 20.06.2018 10:37

YİNE BİR SEÇİM

24 Haziran2018.

İnsanoğlu hep bir şeyleri seçer. Aş, iş ve eş diye başlasak neler olmaz ki bu listede. Bir bakıma insanın en belirgin özelliğidir, seçmek. Temel ölçütte “fayda”dır. Dil bazı tercihlerinin“vatan için”, “millet için” olduğunu söylese de, değişmeyecek kural; “önce can” dır…

“Seçmek”derken, lafı biraz dolaştırdım. “Kördüğüm” cümlesini yazının sonuna bırakmak daha doğru olacak.

Demokrasimizin gereği olan, büyük katılımlı bir sürecin içindeyiz. Hani derler ya: “Demokrasi kurallar ve kurumlar rejimidir.” Kural gereği “seçim” için belirlenen bir takvim vardı. 2019 Mart ayında “Yerel Yönetim Seçimi” ile başlayacaktık seçme eylemine. Sıra ters çevrildi. Sonraki seçim 16 ay önceye alındı. Konumuzla alakasız ama bu bana Kerkük ağıtını hatırlattı. Şöyle der: “Tez yuyun tez kaldırın / Mehterini tersten okuyun.” Tez seçim, erken seçim veya baskın seçim de olsa gelenekte yeri var. Kuralın içinde. Ancak, hafızanızda bir şeyler canlanıyor olabilir.Daha önce de aynı ses “erken seçim” lafı etmişti. Ve yapılan seçimde, kendi partisi de, iktidar ortakları da, baraj altında kalmıştı. Yoksa tarih “tekerrür mü edecek” demenize gerek yok. Bence“dem o dem” değil gibi görünüyor.

 Çünkü konu, bir yönü itibariyle “kördüğüm”,bir yönü itibariyle de, planlandığı gibi sonuçlanacak. Yani; olacak olan danışıklı bir seçimdir...

Sözün özü: Danışanların da, danışmanların da, ve de “sağır sultanın” da bildiği bir gerçek vardır. Bu da; var olan ekonomik krizin derinleşerek ilerliyor olmasıydı.“Muhalefetin beceremediğini ekonomi yapar” dedirtecek cinsten bir krizdir gelen. Bu kesin.

Normal seçim takviminde değişiklik olmasa, Mart 2019 Yerel Yönetim Seçimleri’nde alınacak netice iktidar partisini ekonomik krizden daha ağır bir krize sokabilecekti. Ve yapılması gereken yapıldı. Ezber bozularak, seçim takvimi tersten okundu. Yani,seçim tarihi dikkatle seçildi. Seçimi de seçmiş olduk, “önce can” diyerek.

Şimdin’olacak? Şüphesiz, olacaklar “başka türlü olamayacağı için” olmuş olacak…

Ancak şu verki; demokrasimizin uzlaşma noktasında önemli adımlar attığını söyleyebilenlerde çıkacaktır.

Adım veya başka bir şey, siyaset sahnesinde görünen şu dur. Ana muhalefetten hoşnut olmayan yavru muhalefetin, babanın vesayetini istemesi; yeni kurulan partiye cumhurbaşkanı adayı çıkartmakta zorlanmaması için milletvekili ikramı; Cumhur ittifakı, millet ittifakı; ittifak yapan partilerin milletvekili listesine,diğer partiden aday yerleştirmesi; partilerin cumhurbaşkanı adaylarını resmen açıklamadan önce aday ve seçim hassasiyetleri konusunda ve özellikle ikinci turda nasıl davranılacağı muhabbeti, gündemde önemli yer işgal etmişti. Özellikle muhalefet cephesinin söylem ve eylemine bakıp umutlananlar olmuş olabilir.Uzatmadan söylemek lazım; o “umut” ertelendi. Muhalefetin uzun suredir kendine yakıştırdığı o “beceriksiz” tavrına sebep, muhteşem bir netice zaten imkânsızdı. Bazen kafa sesim: “Haksızlık yapma. Beceriksizce ve hata en yapılacak –yapılmayacak işler vardır. Belki de uslu çocuklar söz dinliyordur” diyor…

Şimdi şu yeni kurulan partiye bakın. Örgütlenme aşamasında kadroları bir siyasi görüşe dayandırdı mı? Aynı hassasiyet hangi oranda milletvekili adaylarına yansıdığı konusunda fikir sahibi olanlar da vardır. İstenen, “küçük olsun bizim olsun”dan başka bir şey olabilir mi?

Umutlananları sükûtu hayale uğratan ana muhalefete bakalım. Cumhurbaşkanı adayı olacak şahsın özelliklerini sayıp dökmüşlerdi. Kamuoyu araştırma şirketlerinin en titiz çalışmalarının bilgisiyle de mücehhez genel başkan en nihayetinde “çıldırtacak” adayını açıkladı. San ki, ikinci Ekmeleddin vakasıdır olan. Belki de genel başkana sormak lazım: “Muhtemel cumhurbaşkanı adaylarının listesini alıp ‘Külliye’ye’gittin de, orada Sayın Cumhurbaşkanı’nca bu aday mı tensip buyruldu?”

Ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayının Edirne konuşmasının bir bölümünü dinledim. Bana tam bir “işportacı üslubu”nu hatırlattı. Bir yerlerde “gel vatandaş gel, bunlar batan geminin malları” diye söze başlasa şaşırmam. Kısaca iktidar partisinin cumhurbaşkanı adayının birinci turda kazanma umudunu kuvvetlendirecek,torbadan veya tombaladan çıkacak aday ancak bu olabilirdi.

Seçim sonrası ana muhalefetin ağlayıp yaygara yapacağını tahmin etmek güç olmasa gerek. Onlara, birileri tarihi bir vakayı hatırlatır. Ben hemen bir başlangıç yapayım.  Seher vakti Gırnata’yı terk eden bir hükümdar vardır. Gerisine bakar, Elhamra Sarayının kubbesinden yansıyan ışıkları görür ve ağlar. Ve tarihi bir cevap alır…

Yazınınsonuna bırakılan bir “kördüğüm” vardı, o 24 Haziran sonrası…

 

Abdullah Ş.BEDİRHAN

06.06.2018
Tarih: 20.06.2018 10:37
Yorum Bırak