Türkiye’de Masonluk ve Yayılması

Dünyada masonluğun ortaya çıkışı ve yayılması hakkında değişik kaynaklarda erken dönemler işaret edilmektedir. Masonluğun Türkiye’de etki alanını genişletmesi geç dönemdedir ve Osmanlı Devleti’ndeki basiretli kişilerin önlemleriyle bu fitnenin ülkemizde yayılması gecikmiştir. İngiltere’de yayınlanan

Tarih: 20.03.2017 13:48

Türkiye’de Masonluk ve Yayılması

Siyami Akyel / Milli Gazete

Dünyada masonluğun ortaya çıkışı ve yayılması hakkında değişik kaynaklarda erken dönemler işaret edilmektedir. Masonluğun Türkiye’de etki alanını genişletmesi geç dönemdedir ve Osmanlı Devleti’ndeki basiretli kişilerin önlemleriyle bu fitnenin ülkemizde yayılması gecikmiştir. İngiltere’de yayınlanan “St. James Evening Post” adlı gazetenin 24 Mayıs 1738 tarihli sayısında “İstanbul, İzmir ve Halep’te açılan Mason localarına çok sayıda Müslüman Türk’ün girdiği”nden bahsedilse de durum bu merkezde değildir.
 
Bu dönemde I. Mahmud yayınladığı fermanla Masonik faaliyetleri yasaklamıştır. Yine Şeyhülislam’ın yayınladığı fetvayla Müslüman olan Osmanlı vatandaşlarının Masonluğa girişine önlem alınmıştır.
 
1748 tarihinde İstanbul Karaköy’de gayr-i müslimler tarafından kurulan ilk mason locası 1789 yılında kapatılmıştır. Batıda teşkilatlanan Mason localarının, Osmanlı’da hızla yayılması bertaraf edilmiştir. 
 
Osmanlı Devleti’nin Masonluğun önünü kesmeye yönelik bu önlemlerinden rahatsız olan Dr. AlexandreSchinas adlı bir mason, 16 Nisan 1863 tarihinde Fransa’ya gönderdiği mektupta bunu anlatmaktadır. Aynı kişi, 1842 yılında bir loca olmadığını, kurmak için teşebbüs etmesine rağmen yeterli sayıda adam bulamadığını, sadece Müslümanların değil diğer unsurların da Masonluğu “dinsizlik” olarak gördüğünü aktarmaktadır. Ancak 1857 yılından itibaren batının Osmanlı Devleti üzerindeki tasallutuyla İzmir’de Mason locası kurulmuştur.
 
Bu hengâmda Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın dışında İslâm dininde yenilik gerektiği görüşleriyle temayüz etmiş Tunuslu Hayrettin Paşa ve (sonraları) CemaleddinEfgani gibi kişilerin Mason localarına kaydolduğu görülmektedir.
 
Türkiye Masonlarının yayın organı “Tesviye” dergisinde Sultan II. Mahmud’unVak’a-yı Hayriye (Yeniçeri Ocağı’nın Kapatılması) ile birlikte Mason localarını kapatması eleştirilerek şöyle denilmektedir: “Modern bir ordu kurmak isteyen II. Mahmud, 15-16 Haziran 1826 tarihinde Yeniçeri Ocakları’nı kanlı bir şekilde ortadan kaldırdı. Yeniçerilerin sıkı bağlarla bağlı bulundukları Bektaşi Tarikatı’nı yasakladı, mal varlıklarını da Nakşibendi Tarikatı’na devretti. Bektaşilikle olan benzerlikleri dolayısıyla Masonluk da aynı tarihte takibata uğradı. Localar kapatıldı.”
Yine bu dönemde Osmanlı Devleti’nin İngiltere’ye gönderdiği Sefiri İsmail Ferruh Efendi’nin kurduğu “Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyye”sini gizlice Mason locasına çevireceğini haber alan Osmanlı yönetimi olaya el koymuş ve ilgilileri yurtdışına sürgün etmiştir. Bu olay hakkında İslam Ansiklopedisi’nde “Eski devlet memurlarından olup, birkaç kez elçilik ile Avrupa’ya gidip gelmiş olan, ilim ve irfanı ile tanınmış İstanbul’da ‘Mason Locasını’ gizlice kurmuş” olduğundan bahsedildikten sonra o devrin tanınmış edebiyatçıları Beşiktaşlı Kethudazade, Fars edebiyatı uzmanı Şair Fehim Efendi, Melek Paşazade Abdülkadir, Çığala-zade Tahir Beyin de söz konusu locaya üye olduğuna işaret edilmektedir. Bu locanın merkezinin İngiliz Sefiri İsmail Ferruh Efendi’nin Ortaköy’deki yalısı olduğu belirtildikten sonra şöyle denilmektedir: “Locaya dâhil olanlar haftada bir iki kere toplanıp sohbet ederler ve aralarına yabancı almazlardı. Bu yüzden, çok kimse tarafından mezhepsiz ve Bektaşilikle itham olundukları için, Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektaşi tarikatının ilgasından sonra, namlı bazı Bektaşilerin sürgün edilmeleri üzerine, Ağustos ayında İsmail Ferruh Efendi, Abdülkadir ve Tahir Bey’ler sürgüne gönderildiler Böylece locanın faaliyeti sona erdi…”.
 
(Gelecek yazıda “Türkiye’de Masonluk ve Etkileri” konusunu işleyeceğiz)
Tarih: 20.03.2017 13:48
Yorum Bırak