İslam'da misafire ikram etmenin yeri

Hadis-i şeriften gayet açık olarak anlaşılmaktadır ki misafirin ev sahibi üzerinde hakkı vardır. Bu hak ev sahibinin, gelen misafiri kabul edip ağırlamasıdır. Misafirin kabul edilip ağırlanması bir lütuf değil, misafirin hane sahibi üzerindeki hakkıdır.

Tarih: 13.01.2015 11:37

MİSAFİR RIZKI İLE GELİR,SEVABI HANE HALKINA KALIR

Hadis-i şeriften gayet açıkolarak anlaşılmaktadır ki misafirin ev sahibi üzerinde hakkı vardır. Bu hak evsahibinin, gelen misafiri kabul edip ağırlamasıdır.Misafirin kabul edilip ağırlanması bir lütuf değil, misafirin hane sahibiüzerindeki hakkıdır. Öyle ise misafiri ağırlayan, ona bir lütufta bulunmuşolmuyor, hakkını veriyor demektir.

Abdullah b. Amr b. Assahabe-i kiramın en âbid ve zahitlerinden biri idi. Kendisini tamamen ibadet vetaata vermişti, gündüzleri oruç tutar, geceleri sabahlara kadar Kur’an okur,ibadet ederdi. Hatta yeni evlenmiş olduğu hanımını da ihmal ederdi. Hanımıdurumu Peygamber Efendimize bildirmişti. Asr-ı saadette Müslüman hanımlar aileproblemlerini Peygamber Efendimiz’e bildirmekten çekinmezlerdi. Efendimiz deAbdullah’ı çağırarak ikazda bulunmuş, böyle yapmaması gerektiğini söylemiş vedevamla: “Çünkü eşinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirlerinin seninüzerinde hakkı vardır, bedeninin de senin üzerinde hakkı vardır”1 buyurmuştu.

Hadis-i şeriften gayet açıkolarak anlaşılmaktadır ki misafirin ev sahibi üzerinde hakkı vardır. Bu hak evsahibinin, gelen misafiri kabul edip ağırlamasıdır. Misafirin kabul edilipağırlanması bir lütuf değil, misafirin hane sahibi üzerindeki hakkıdır. Öyleise misafiri ağırlayan, ona bir lütufta bulunmuş olmuyor, hakkını veriyordemektir.

Misafir ağırlamak ve onaikramda bulunmak Hz. İbrahim’in sonra da bizim Peygamber’imizin sünnetidir.Peygamberimiz misafirin ağırlanmasına çok önem verir, son derece özengösterirdi.

EVİN ZEKATI

Her şeyin zekâtı kendicinsinden olur, evin zekâtı da içerisinde misafir ağırlamaktır. Nitekim Enes b.Malik (r.a.)’tan gelen bir rivayette: “Evin zekâtı, onun içinde misafirağırlanması için bir oda hazırlamaktır”2 denilmiştir. Anadolu’da özellikle halivakti yerinde olanların evlerinin yanında misafiri ağırlamak için müstakilodaların olduğu bilinmektedir. Her halde bu gelenek Enes b. Malik’ten gelen buve benzeri rivayetlerden kaynaklanmaktadır. 2009 yılının Nisan ayında KutluDoğum Haftası münasebetiyle Üsküp, Gostivar ve Ohri’de konferanslar vermeküzere Makedonya’ya gitmiştim. Osmanlı geleneklerini devam ettirip misafirağırlamayı çok seven kadim dostumuz Avukat Salih Murat bir akşam Vrapciste’debulunan yeni yapmış olduğu evine davet etmişti. Bizi iki katlı olan evinin üstkatında ağırlamış ve evinin bu katını sırf gelip giden misafirleri ağırlamakiçin yaptığını söyleyince kendisine, Efendimiz’in bu hadis-i şeriflerinihatırlatmıştım.

ALLAH’IN İKRAMI

Misafir, hane sahibine yüceRabbimiz’in bir lütfu, bir ikramıdır. Hane sahibi, misafiri büyük bir nimet vehanesine rahmet olarak görmelidir. Zira herkes bu nimet ve rahmete mazharolamaz. Allah bunu sevdiği kullarına bahşeder. Nitekim bir defa PeygamberEfendimiz (s.a.v.): “Allah Teâlâ bir kavim için hayır murat edince onlara birhediye ikram eder” buyurmuş, sahabe-i kiram:

“- Yâ Resûlallah! Bu hediyenedir?” dediklerinde, Efendimiz:

“- Misafirdir, çünkümisafir rızkı ile gelir, giderken de Allah Teâlâ ev halkını bağışlar”3buyurmuştu.

Başka bir rivayette de yineEfendimiz (s.a.v.): “Bir kavme misafir geldiği zaman rızkı ile gelir, giderkende onların günahları bağışlanmış olarak gider”4 buyurmuştur.

Hadis-i şerifte dikkatimiziçeken iki husus var:

Birinci husus misafirin, evsahibi için bir hediye olarak kabul edilmesidir. Dini geleneğimizde misafir evsahibi için bir yük değil, yüce Rabbimizin bir hediyesi, bir ikramıdır.

İkinci husus da misafirrızkıyla gelir, giderken de hane sahiplerinin günahları bağışlanmış olarakgider.

Büyük şair ve mutasavvıfFeridüddin Attar “Cevâhirnâme” isimli eserinde (s. 19), hadis-i şeriflerdebelirtilen bu hususlara temas ederek şöyle der: “Kardeş, misafiri hoş tut.Misafir Allah vergilerinden bir nimettir. Misafir, rızkını beraberinde getirir.Sonra ev sahibinin günahını götürür.

Oğlum, sende yiğitlik, akılve idrak varsa misafirin değerini bil. Misafire karşı ikramlı ol. Kâfir bileolsa, git hemen kapıyı aç.”

Feridüddin Attar aynıeserinin başka bir yerinde de (s. 45) şöyle der:

“Kardeşim, misafiri aziztut ki sen de Allah’tan izzet bulasın.

Misafirini iyi konuklayaniman ehline Allah, rahmet kapısını açar.

Tabiatı misafirdenhoşlanmayan kimseden Allah da, Resûlullah (s.a.v.) efendimiz de incinir.

Misafire hizmet eden kul,kendisini Allah katına layık bir dereceye yükseltir.

Misafiri güler yüzlekarşılayan, Allah’tan ölçüsüz lütuflar görür.

Ey ev sahibi; fazlakülfetten uzak ol ki, misafirden sana ağırlık gelmesin.”

Bizim kültürümüzde misafirTanrı misafiri olarak kabul edilmiş ve:

“Misafir kendi rızkı ilegelir”,

“Misafir her şeyden öndegelir”,

“Ev sahibi misafirinhizmetkârıdır” denilmiştir.

Görünüşte misafir evsahibine yük gibi gelir ama aslında yük değil, rahmet ve berekettir. Çünkümisafir hane sahibine kendi rızkıyla gelir, onun sebebiyle Allah hane sahibininrızkını bereketlendirir, bollaştırır, fazla olarak da onların günahlarınıbağışlar.

İlk mutasavvıflardan Şakîkel-Belhî hazretleri: “Bana misafirden daha sevimli bir şey yoktur. Çünkü onunrızkını Allah verir, ecri/ sevabı ise bana kalır” derdi.5

Ayrıca kültürümüzde“misafirin duası makbuldür” denilir. Bu da bir hadis-i şeriften alınmıştır:Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Üç dua vardır ki muhakkak kabul olur:Babanın, misafirin ve mazlumun/ zulme uğrayanın duası”6 buyurmuştur.

HAYIR YOK

Dinimize göre misafireikram, hizmet ve hürmet hayırlı bir iştir. Onun için misafiri ağırlayanlarhayırlı kimselerdir. Misafir kabul etmeyenlerde ise hayır yoktur. NitekimPeygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Lâ hayre fîmen lâ yudîfu:Misafir etmeyende hayır yoktur”7 buyurmuştur. Bunu merhum Necip Fazıl Kısakürekmanzum olarak şöyle ifade etmiştir:

- Misafir, bereketçatısında dam,-

Misafir sevmeyen, hayırsızadam…

MİSAFİRE İKRAMDA ACELEETMEK

Dinimizde acele etmek, birişe acele ile hemen karar verip yapmak hoş karşılanmamıştır. Onun için biratasözümüzde “acele işe şeytan karışır” denilmiştir. Nefsin istediği bir şeyinsanın hatırına gelince, şeytan; “Fırsatı kaçırma, hemen yap” diye ona vesveseverir. Onun için Peygamber efendimiz: “et-teennî minellah ve’l-aceletümine’ş-şeytân: “Dikkat ve temkinle hareket etmek Allah’tan, acele etmek iseşeytandandır”8 buyurmuştur.

Genel olarak dinimizde hükümbu olmakla beraber bazı durumlarda acele edilmesi tavsiye edilmiştir. Misafireikram da bunlardan biridir. Misafir gelince geciktirmeden hemen ikram edilmesitavsiye edilmiştir.

Dipnotlar: 1) Müslim,Sıyâm, 182 2) bk. El-Hindî, Kenzü’l-ummâl, XV, 390 3) Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, I,80; Nebhânî, el-Fethu’l-kebîr, I, 77) 4) Aclûnî, age., I, 80; Nebhânî, age., I,106) 5 Sülemî, Tabakâtu’s-sûfiyye, s. 35) 6) Ebû Davud, Vitr, 29 7) Ahmed,Müsned, IV, 155 8) Tirmizî, Birr, 66; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I, 295 9) İbn Batutta,Büyük Dünya Seyahatnamesi, Yeni Şafak Yayını, ist. 2007, s. 231

Dr. Durak Pusmaz

Tarih: 13.01.2015 11:37
Yorum Bırak