PUTPERESTLİKLE MÜCADELE

Putperestlik, aslında tek bir ilaha karşı yüzlerce sahte ilahın kabulünü muhtevi pagan kültürüdür. Peygamberler tevhit inancınının batıl inançlara galebe çalması için putperestlikle mücadelede etmiştir.

Tarih: 19.06.2019 00:00



PUTPERESTLİKLE MÜCÂDELE

SİYAMİ AKYEL

Putperestlik, aslında tek bir ilaha karşı yüzlerce sahte ilahın kabulünü muhtevi pagan kültürüdür. Peygamberler tevhit inancınının batıl inançlara galebe çalması için putperestlikle mücadelede etmiştir. Bütün peygamberler, insanları tek bir ilaha inanmaya davet etmiş ve Allah’tan (c.c.) başka hiçbir otoritenin ve inanılmaya layık hiçbir ilahın olmadığını ilan etmişlerdir.

Arapçada puta, ağaçtan veya altın gibi madenlerden insan suretinde yapılırsa “sanem”, taştan yapılırsa “vesen” ismi verilir. Kur’an-ı Kerim’de “vedd, süva’, yağus, yauk ve nesr” adlarıyla anılan putlardan bahsedilir. İmam Zemahşerî, putperesetliğin Hz. Nuh (a.s.) döneminde başladığını söylese de Taberi Tarihi’nde anlatıldığına göre putperestlik ilk defa Hz. Adem’in oğlu ve batılın simgesi Kabil ile başlamıştır.

Nuh aleyhisselam, putperest kavmini tevhit inancına çağırmıştır. Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun, Nuh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum’ dedi” (Araf, 59) buyrulmaktadır. Hz. Nuh’un uyarılarına kulak asmayan putperest zümrenin helâk edildiğini Kur’an-ı Kerim haber vermektedir.

Hz. Nuh’tan sonra Hz. Hud aleyhisselam Âd kavmine peygamber olarak gönderildi. Hud (a.s.) da Âd kavmini putperestlikten men etmek için uğraştı ve “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur” (Araf, 65) dedi. Kavmi, Hud’un (a.s.) uyarılarına kulak asmadığı gibi “bizi tehdit etmekte olduğun azabı getir” dediler. Allah-u Teâla, Âd kavmini helâk etti.

Semud kavmine peygamber olarak gönderilen Salih aleyhisselam da putperestlikle mücadele etti ve kavmini tek bir Allah’a iman etmeye davet etti. Hz. Salih, kavmine tam yirmi yıl tevhit inancını anlattığı halde kavmi dinlemedi ve helâk edildi. Helâk edilişleri Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar Rablerinin emrine karşı çıkmışlardı, bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı. Ayağa kalkacak güçleri ve yardım edenleri kalmamıştı” (Zariyat, 44-45) ayetinde anlatılmaktadır.

Hz. İbrahim aleyhissalam, putperestlikle mücadele etmiştir. Hz. İbrahim putları kırmış, Nemrut’a şikâyet edilmiş ve ateşe atılmıştı. Ancak ateş O’nun için gül bahçesine dönüşmüştü. Kur’an-ı Kerim’de, “Ey ateş! İbrahim’e karşı serinlik ve selamet ol” (Enbiya, 69) denildiği anlatılmaktadır.

Hz. Yusuf, Mısır'da putperestlikle mücadele etti. Hz.Musa, Firavun'la mücadele etti. Samirî'nin yaptığı buzağıya tapan kavmini tevhit dinine çağırdı. Yunus aleyhisselam kavmini putlara tapmaktan men etti.



PUTPERESTLİKLE NEBEVÎ MÜCÂDELE

Kur’an-ı Kerim’de Allah celle celâlüh ile insan arasında “yaratıcı ve kul” ilişkisinden ve insanın yaratılış aşamasında Rabbinin, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, “Evet, sen bizim Rabbimizsin” (A’raf, 172) cevabını verererek yaratıcının yegâne güç ve hüküm sahibi olduğunun kabulünden bahsedilir.

Yine Kur’an-ı Kerim’de Allah-ü Teâlâ’nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü, kudretini ve hâkimiyetini anlatan onlarca ayet mevcuttur. Allah-ü Teâlâ, hâkimiyetin kendisinde olduğunu daima hatırlatmakta, yarattığı kâinatın mükemmelliğinden bahsetmekte, ibret almamız gerektiğini defaatle ikaz etmektedir. Hatta kâinatı yaratmasında hiçbir eksiklik olmadığı şöyle anlatılmaktadır: “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uygumsuzluk (eksiklik) göremezsin. Bir kere bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?” (Mülk, 3).

Kâinatta bulunan herşeyin Allah’a ait olduğu, hâkimiyetin de tamamen kendisinde olduğu da hatırlatılmaktadır. Her şeyin Allah’a ait olduğu, “Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar Allah’ındır” (Enbiya, 19) ve “O, göklerde olanlar ve yerde bulunanların hepsini, kendi tarafından (bir lütuf olarak) sizin emrinize verdi. Doğrusu bunda, düşünen bir topluluk için gerçekten ibretler/deliller vardır” (Casiye, 13) ayetlerinde açıklanmaktadır. Hâkimiyetin tamamen kendisinde bulunduğunu da, “Hükümranlık (mülk) elinde olan Allah yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir” (Mülk, 1) ve “O, hükümranlığına (otoritesine) hiçbir kimseyi ortak etmez” (Kehf, 26) ayetlerinde beyan edilmektedir.

Allah-ü Teâlâ’nın tek yaratıcı olduğu Kur’an-ı Kerim’de, “Deki o Allah birdir…”, “İlahınız bir tek Allah’tır”, “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir” (Enbiya, 22) ayetlerinde vurgulanmaktadır. İşte bu “tevhit”tir ve Yaratıcı’nın hayatın her alanında hâkimiyetini öngörür.

Allah-ü Teâlâ, yaratıcı, hüküm ve hikmet sahibi olduğunu, göklerde, yerde bulunan her şeyin kendisine ait olduğunu ve kendisinden başka itaat ve ibadete layık hiçbir ilahın olmadığını ve otoritesinin bütün kâinatı kuşattığını insanlara bildirmek için peygamberler göndermiştir. Bütün Peygamberler, Allah’tan başka bütün sahte ilahları reddetmiş; insanları sadece Allah’a itaat ve ibadete davet etmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi 19-20’inci ayetlerinde, “Siz gördünüz mü o Lât’ı, Uzzâ’yı ve diğer üçüncüsü Menât’ı?” şeklinde bahsi geçen ve hadis-i şerifte bahsedilen “üçyüz altmış put”u yıkmıştır; tıpkı atası İbrahim aleyhisselam gibi.

Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’yi fethinde Kâbe-i Muazzama’nın içindeki putları asası ile birer birer işaret ederek, “Yine deki: Hak geldi bâtıl zâil oldu. Şüphesiz ki bâtıl yok olmaya mahkûmdur” (İsra, 81) ayetini okuyarak taştan ve ağaçtan yapılan putları yıkmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) aslında sadece putları değil, putperest ideolojiyi de yerle yeksan ederek tevhit inancını tahkim etmiştir.

Binlerce salât ü selâm o kutlu Nebi’ye…



Tarih: 19.06.2019 00:00
Yorum Bırak