Demokrasilerde seçmen kaş göz işmar eder mi?


Bir yönü itibariyle; seçimler, demokrasilerin “meydan savaşı” olma özelliğini yansıtırlar.

 Zira seçim sonuçlarını ifade etmek için seçilen “zafer, hezimet” gibi tasvirler “savaş” tanımlamasına da uygun düşmektedir. Bu tabirler, bir ülkedeki demokrasinin ve demokratlığın yaşı ve olgunluğu hakkında fikir verir, demenin de hiç gereği yoktur. Tüm dünyada;  ileri demokrasi ülkeleri de dâhil olmak üzere, seçim sonuçlarıyla ilgili başarı ve başarısızlığın izahında üslubun benzerlik arz ettiği görülür. Demek ki, insanoğlu abartmayı seviyor.

Evet.. kaş, göz yani işmar: Bu hal seçmen dediğimiz kitleye uyar mı?  El cevap: Neden uymasın? İşmar üzerinde duracağım. Çünkü önceki yazımda 30 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde, seçmenin MHP’ye olumlu bir sinyal gönderdiğini ifade etmiştim. Bu kamuoyu yoklamasından tamamen farklı bir durum. Kamuoyu yoklamasında o anın doğru bir fotoğrafı çekilmeye çalışılırken; “işmarla” kastedilen, geçecek süre sonunda seçmenin sandık başında sergileyeceği tavırla ilgili bir hissediştir. Dolayısıyla, istatistikî bilgiler ve rakamlarla fazlaca uğraşmadan söyleyeceklerimi ifade edeyim.   

 Şöyle bir geriye çekilerek, bu partimizin Milletvekilliği Genel Seçimlerinde aldığı oy oranı itibariyle, demokrasi serüvenine bakalım. İnişli çıkışlı bir grafik çizdiğini görürüz.

1970’li yıllarda yapılan iki genel seçimde MHP’nin ulaştığı en fazla oy oranı %6,4 dür.

1980 Darbesi nedeniyle verilen uzun bir ara ve 1991 seçimlerine “ittifak” yapılarak girilir. Ve bu seçimde, diğer partilerdeki “ülkücü” kökten gelen milletvekillerinin de meclise girmesi hassasiyeti Genel Merkezin yönlendirmesi olmamasına karşın bazı seçim bölgelerinde sergilenir. Seçim sonunda, mecliste 19 sandalye sahibi olunur; “grup kurulması” için partiye katılım beklenirken, bir milletvekili gelmez ve yedi milletvekilinin ayrılmasıyla parti bölünür. Böylece siyasi hayatımıza yeni bir parti dâhil olur.

 1995 seçimde baraja takılarak meclis dışı kalır ve bir sonraki seçimde (1999) DSP’den sonra %17,9 oy oranıyla ikinci partidir.

Ve 2002’de de baraj engelini aşamaz.

2007’de %14,29; 2011’de %13,01 oy alır.

Son olarak 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Genel Seçiminde ulaşılan oy oranı ise %17,6’dır. Ve seçim sandığında alınan neticelerle, mücadelenin özeti de budur.

Şimdi bu özet ve son durumdan nasıl bir sinyal çıkar?  Bidayette bu partimizin “kalesi” olarak tanımlanan seçim bölgeleri vardı. Sonra dağ kurultaylarında (Erciyes vs.) büyük kalabalıklar bir yerlerde toplanırdı. Kentlerde yaşayanlar ve siyasetin hedef kitlesi bir tarafta bırakılarak;  Dağa, taşa; kurda, kuşa velhasıl doğal hayata karşı nutuklar irat edilir; marşlar, türküler söylendiği de olurdu. Bu etkinlik devam ediyor mu bilmiyorum? Kalelere ne oldu derseniz? Zapt edildi. Bir bir düştü. Fethedenlerden (ANAP) de, fethettiler (AKP). Şimdi vatan coğrafyasının her tarafında varız diyen bir sağlıklı oy dağılımını görüyoruz. İşte sinyal buradadır. Bu son seçimde, kazanan adayı 32 ilde MHP adayının ikinci sırada yakın takipte zorlaması iyi bir göstergedir.

MHP namı hesabına, seçmenin bu ilgisinin artarak devam edebilmesi için, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin iyi yönetilmesinin fevkalade önemli olduğuna inanıyorum. Ancak “çatı aday” açıklamasının MHP’ye ne getireceğini bekleyip göreceğiz. Televizyonlarda gazetecilerin çatı adayla ilgili sorusuna muhatap olan Başbakanın yüz ifadesini izledik. Son zamanlarda görmeye alışık olduğumuz o Ortadoğu coğrafyası gibi gergin ve karışık yüz ifadesi, soruyla beraber dünyanın en mutlu insanının tebessümünü yansıtmıştı. Kısaca Sayın Başbakan da muhalefete gönderdiği işmarla: “sizlerden çok, ama çook memnunum” demiş oldu.

Muhalefetin bu çatı adayı bence başarılı olacaktır. Tabi bu başarı: Büyük bir ihtimalle AKP cumhurbaşkanı adayını ilk turda Köşke gönderme şeklinde vizyona girecektir. Bunu da bekleyip göreceğiz.

Şimdi gelelim son sözlere. Malum olduğu üzere “işmar” muhataba el, kaş, göz ve yüzle yapılan işarettir. İşmara muhatap partimizin bu önemli sınavda seçmenden kayda değer bir not alamadığını düşünüyorum. Ancak siyaset sahnesinde sınavların sonu yoktur. Dikkat edilmezse bu büyük milletin elinin tersini de görebilirler, başka bir manidar jestini de…

28.06.2014

Abdullah Ş.BEDİRHAN

Tarih: 01.07.2014 13:58