Onlar "ikiz yasalar" ismiyle maruftur


ONLAR “İKİZYASALAR” İSMİYLE MARUFTUR

Âdemoğlunun ebedi konak olmayan Dünya gurbetindeki önemli birikimleri arasında “Toplumsal Düzen Kuralları” da vardır.

Gelenek, görenek, adabı muaşeret kuralları ve yasalar. Yazılı olanı-olmayanıyla birlikte bu önemli birikim için: Kaos, kargaşanın olmaması; sınırların belirlenmesi, dahahuzurlu bir düzen için, gerekli olduğundan bahisle, toplumsal hayatın vazgeçilmezlerinden olduğu vurgusu yapılır.

Ancak, Dünyave Ukba saadetini teklif eden “Tam Metin”den gafil kalındığı ölçüde hakkında büyük büyük laflar edilen bu birikim, münhasıran egemen güçlerin hukukunu gözeten kurallar manzumesi olduğu da hayatın -insanlık tarihinin-başka bir gerçeğidir. Zira insanlığın, “Kul Hakkı” kavramının künhüne vakıf olmayan hastalıklı kafalarla mücadelesi, uzun soluklu bir mücadeledir ve dünya var olduğu müddetçe de devam edecektir. Evet, bu mücadelede: merdin dayandığı, namerdin kaçtığı, yan çizdiği; gafletin tanınmaz hale getirdikleri, safı seçilemeyenler ve en mühimi sureti Hak’dan görünme gayreti içinde olan riyakârlar da vardır.

Meseleye biraz daha yaklaştığımızda; mücadelenin “bölüşümle” başladığı görülecektir. Hukuk, diplomasi ve savaş bu bölüşümde aslan payını kapmak için birer araçtır çoğu zaman. Pastadan aslan payını kapanların, yakaladıkları refah seviyesini daha da artırmak için vahşette nasıl bir kararlılık sergiledikleri gözlerönündedir. İşte Ortadoğu, cayır cayır yanıyor. Ateşler içinde. Bölüp parçalayarak çaresizliği öğrettikleri insanların kanlarıyla, canlarıyla malum çarkı çeviriyorlar. Emperyalistlerin çevirmekte mahir oldukları sömürü çarkı, dönmeye devam ediyor. Vaktiyle ümmetin birlik ve beraberliğine ihanet edenlerin sulbünden gelenlerin de, masum “çaresizlerin”de son çare için, bir ihtimal var…

“Yıkılırken bile muhteşemdi güzeldi” denen ve bir medeniyeti temsil eden o yapı paramparça oldu. Acaba hangi parça daha huzurlu ve mutlu? Tabi ki düşman düşmanlığını yapacak. Gafiller ve hainler yerlerinde rahat yatıyorlar mı? Nasıl bir mirasbıraktılar? Hepsi gözler önünde…

Emir olunan neydi? “Hep birlikte, Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın (3/103).”“Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır (Hadis).” Evet, emre itaatsizliğin neticesi zillettir. Bu Dünyada ve Ukbada da azaba uğramaktır.

Şu anda: Nereden başladın nerelere geldin? Ne söyleyeceksin? Canını sıkan ne? Deme ihtimalinizin çok yüksek olduğunu biliyorum. Evet, canımı sıkan çok şey var. Ancak üzerinde duracağım konu: bulunduğumuz coğrafyadaki ateş çemberinin genişleme istidadıdır… Bu badireye: Bir tarihte kabul edilen, iki Uluslararası sözleşme ve akabinde “açılım projeleri” ile alt kimliklerin kaşınmasının getirdiği sonuçlar dâhil edilecek mi, güvenlikle ilgili problem daha da genişleyecek mi, endişesini taşıyorum? Habbelerin, kubbe yapıldığı bir zamanda, bu fotoğraf hiç de masum görünmüyor…

Bahse konu sözleşmeler;

Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 yılında imzaya açılan ve 15 Ağustos 2000t arihinde ECEVİT, YILMAZ ve BAHÇELİ’nin hükümet olduğu zamanda imzalanan, AK PARTİ iktidarınca da 04 Haziran 2003 tarihinde TBBM’de onaylayıp 17 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren iki kanundur ki bunlara “ikiz yasalar” denmektedir. Birincisi: “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme” ve ikincisi de: “Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme” dir. Kanun hükmünde olan ve Anayasaya aykırılık iddiasıyla dava konusu yapılamayan bu “uluslararası sözleşmelerde” neler mi var?

Madde 1/3: “Özerk olmayan ve vesayet altında bulunan ülkelerin yönetimlerinden sorumlu devletler de dâhil, bu sözleşmeye taraf devletler, Birleşmiş Milletler yasasının hükümleri uyarınca, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkının gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaklar ve bu hakka saygı göstereceklerdir.”

Madde 6/4: “Ölüm cezasına çarptırılan herkesin, cezanın affedilmesini ya da daha hafif bir cezaya çevrilmesini istemeye hakkı vardır. Genel af, özel af ya da ölüm cezasının değiştirilmesi kararı her durumda verilebilir.”

Milletimizin birlik ve beraberliği, huzuru için değil sanki bozguncuların rahat hareket edebilmeleri için zemin hazırlanmış. İdamlık katiller bile düşünülmüş. Hamasetle vatan bölünmesin de denebilir. Ancak ben kimse kurtlar sofrasında yem olmaya,ihanetin rezilliğine ve azaba talip olması; zira o azabın bu dünyadaki karşılığının ne olduğu ibret nazarıyla olanları anlamaya çalışanlar için sır olmasa gerek diyorum. Daha ne deyim Mevla sonumuzu hayır etsin…

Yüce Rabbimden Milletimize ve İslam Âlemine birlik rahmetinin kuşattığı, bayram kıvamında nice kurban bayramları niyaz ediyorum…

Her şeygönlünüzce olsun ve bayramınız kutlu olsun.

02.10.2014

Abdullah Ş. BEDİRHAN

Tarih: 02.10.2014 15:55