Son ayın yoğun gündemine dair birkaç söz


SON AYIN YOĞUN GÜNDEMİNE DAİR VE BİR KAÇ SÖZ

Neleri konuştuk?

Geçtiğimiz son ayda, medya dünyası habere bunalmadı diyebilirim. Sizler: “Medya ne zaman habere bunalmıştı ki?”diyebilirsiniz. Ve haklısınız. Medyanın neleri nasıl söyleyeceği konusundaki sıkıntısını atlarsak, halkı bilgilendirme adına -Kuzey Irak Elçilik baskını dışında- serbest atış teamülüne uygun gayret içinde göründüler…

Dışarıda;

Suriye’nin karıştırılmasının ve nevzuhur bir örgütün fırlamasının verdiği fırsatı değerlendiren İsrail, Ortadoğu planının bir ayağını daha oldu-bittiye getirirken; operasyonlardaki askerlerinin suratlarında taşıdığı o çok sevdikleri ve asla bırakamayacakları Hitler maskının, Siyonist mantaliteyle nekadar uyum için de olduğunu, tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.

Ve sözün kısası; Gazze saldırısı için kullanılan vahşet, katliam, soykırım kelimeleri olanları tarifte, olanları seyredenler kadar aciz kaldı.

İman ediyorum ki: “En doğru söz Hakkın sözüdür.” Netice itibariyle, İsrail başına gelecekleri kendisine yakınlaştırma gayreti içinde. Bir inancım da şudur ki; büyük bir zevkle mazlum kanı döken İsrail’e bu fırsatı verenlerin vebaline karşılık hak ettikleri Hakk’ın sillesi onları da fazla bekletmeyecek…

Bir Cuma namazı sonrası, caminin boşaltılıp kundaklanarak yerle bir edilmesi, nasıl bir ruh halini ifade ediyor acaba? Hâlbuki insanlık mabetlere karşı saygılı olmuştur. Görünen odur ki, burada değerlerine saygıyı yitirmiş güruh var.Dünyanın muhtelif yerlerinden “çağrıya icabet edenlerden” bahsederek bir şeyler söylemek, bu büyük problemi anlaşılmaz kılacaktır…

İçerde;

Cumhurbaşkanlığıs eçimi, çatı adayı, seçime giren kamu görevlisi görevinden ayrılır muhabbeti, seçim sonuçları, başbakan kim olacak merakı ve Sayın Gül ne yapar? Bütün bunlar yazıldı çizildi.

Sonuncusu bana Rahmetli Nasreddin Hoca fıkrasını hatırlattı. Hocaya: “Eski ayı ne yaparlar?” diye sormuşlar. Tabi o da anında cevabı vermiş. Hocamızın cevabı şimdilik şöyle dursun. Milletimizin bilgeliğinin güzel bir kanıtı olan: “Derdi seni mi aldı?” cümlesi Hocanın cevabıyla sanki müsavi… Sankiyle, ima ettiğim ufakfark da şu: “kırpıp, kırpıp yıldız yapmak için” uygun bir hacet aratmıyor. Daha pratik…

Artık başbakanımızın kim olduğunu da öğrendik. Bu konudaki merak sahipleri de birhayli rahatlamış olsalar gerek. Peki, büyük milletimizin bu duruma uygun düşebilecek özlü sözü var mı? Olmaz olur mu? Mesela; “Yenisi olur, iyisi olmaz.”Bunu pek beğenmemiş olabilirsiniz. Sanki şu daha uygun: “Gelen gideni aratır.”Burada ricam, bir cümle daha var. Onu ne ben yazayım, ne siz aklınıza getirin…

Siyasetin bir tanımı, onun “Netice alma sanatı” olduğunu ifade eder. Bizde muhalefetse bazı konularda “evlere şenlik” bir üslup içindedir. Yani: “Şöyle olmalı, çünkü ben öyle istiyorum” yaklaşımını sürdürüyor. Sonra “neticeyi” değil “cevabı” alıp oturuyor. Seçimde Başbakanın istifa etmesini söylerken de Cumhurbaşkanlığı seçim mevzuatında olmayan bir hususu ifade ederek yanlış yaptılar ve cevabı aldılar. Tabi nihai cevap da seçmenden geldi.

Garip ülkenin garip muhalefeti; muhalefet sözde iktidara yüklendi onu konuştu, milletimizse hayret, dehşet ve ibretle onları izledi. Aldıkları oyların önemli bir kısmının “kerhen” nam ve hesaplarına atıldığını düşünüyorum. En nihayeti demokrat olmadığı, diktatörlüğe özendiği imalarında bulundukları şahsı elbirliğiyle köşke uğurladılar. Bu netice bir yönü itibariyle milletimizin muhalefete cevabını da yansıtıyordu. Milletimiz diyordu ki: “Kapalı kapılarardında çatı adayını tespit ve açıklarken sizler ne kadar demokrattınız?” Tabi bu cümle söylenenin tercümesidir. Orijinalini ifade etmek lazım: “Alnı sakar, lakabını ele takar.”

Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi şunu göstermiştir: “Muhalefet, dört işlemden bi-haberdir.” Dolayısıyla; elmalarla, armutların toplanmayacağını da akıl edemedi. Muhalefete yakın kalem erbabı da çok şey söyledi. Ancak duvara konuştular. Peki, milletimiz bütün bu olanları nasıl ifade ederdi? Veciz ve iki kelime; ancak yazmayacağım. Fransız filozof Alayn der ki: “Elinden geliyorsa kişileri eğit, eğitim yaşı geçtiyse sana tahammül düşer.” Bu paylaşımda muhalefet seçmeninin hissesine “tahammül” düştüğünü ve bunun uzun bir süre de devam edeceğini söylememiz haksızlık olmayacaktır.

29.08.2014

Abdullah Ş. BEDİRHAN

Tarih: 29.08.2014 12:08