Yalan Dünya ve Yalan Öğretimi


Millet olarak “yalanı” kanıksamış vaziyetteyiz. Yanlış yönetim anlayışının sonucu olarak; adeta, insanımız yalan söyleme eğitiminden geçiriliyor.

Evde, okulda ve trafikte yalana davetiye çıkaran üç cümle:

 “Nerede kaldın hayatım?”

“Niçin dersine çalışmadın evladım?”

 Ve “Acelen mi vardı hemşerim?”

Soruları, muhataplarını şöyle ağırlıklı bir gerekçe, usturuplu bir yalan uydurulduğu zaman tartışmadan, zayıf not almaktan ve cezadan kurtaracağı düşüncesine sevk eder mahiyettedir.

Buyurun bir başkası. Tüketim maddesinin tanıtımı için hazırlanan bir reklâmda; nispetsiz yalan söyleyen birine cevap ve yol göstermek sadedinde “yalanın şifreleri” verilir ve “Biz şunu abarttık, sonra şunu kabarttık ve herkes de yedi.” Demek ki usturuplu yalan için yapılması gereken buymuş. Abartma ve kabartma…  Hayatın bin bir gailesi içinde koşuşturan insanımızın özünde karşı olduğu bu marazi hâle lakayt tavır sergilediği de bir gerçek.

Bu konuda taksirattan en büyük pay sistemi kurgulayanların hissesine düşecektir, demeye bile gönlüm razı olmuyor. Zira problemin kaynağı onlar. Yukarda işaret ettiğimiz gibi; yanlış yönetim anlayışı insanımızı yalana sevk etmektedir. Hangi birini sayalım. İşte en tipiği. Lise son sınıfta okuyan örgenci ve velilerini, yakın zamana kadar sıkıntıya sevk eden bir konudur bu.  Son sınıfın ikinci yarısında okula devam etmemek için tam teşekküllü hastaneden heyet raporu alma telaşından bahsediyorum.  Hastalık yalanıyla tanzim edilen bir rapor, raporu tanzim edenler, o raporu kabul eden okul yönetimi de bilmektedir işin aslını. Yasal yolsuzlukla sorun giderilir. Ve böylece üniversite giriş sınavı için dershane maratonu başlar. Bu vesileyle, hayatının baharındaki bu genç memleket evladı, yalan belge düzenlemenin pratiğini de yapmış olur. Düzmece raporlar daha nerelerde kullanılmıyor ki?..

Yıllar önce kurduğumuz bir şirketin eleman ihtiyacı için, yönetim kuruluna gelen birkaç özgeçmişi değerlendirerek birinde karar kılmıştık. Böylece pırlanta bir insanı yurtdışından transfer etmiş olduk. Bir zaman sonra, bu insanımız büyük bir üzüntü içinde rahatsız olduğu konuyu bizimle paylaşmıştı. Ve söyledikleri de şu idi: “Ben 17 sene yurt dışında yaşadım. Kendimi hiçbir zaman yalan söylemek zorunda hissetmedim. Ülkemdeki formül de şu: Yalan söyle geç, yalan söyle geç.”

 Şimdi bu konuda biraz yoğunlaşın ve çetele tutmaya başlayın. Günlük hayatta neler oluyor. Sanatta, ticarette ve siyasette. Hatta son kelimeyi bir kez telaffuz etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Doğrusu; “ille siyasette ille siyasette” olması gerekir. İsterseniz çocuklar için hazırlanan dizilere bakın. “Bu dizilerin ahlâki bir önermesi var ve toplumsal sorumluluk sahibi bir kadronun takdire şayan çalışması” hükmünü kaçı için telaffuz edebilirsiniz.

Bütün bu olumsuzluklar, bir sabah uyandığımızda birden bire karşımıza çıkan şeyler değil. Bir ülkedeki siyaset tarzı toplumsal yapıyı da şekillendiriyor. İşte bütün bu çirkinlikler, uzun yıllardır sürüp giden kötü siyaset ve yönetim tarzının sonucudur. Batı dünyasında yalan söyleyen siyasetçinin zor durumda kaldığı, siyaset sahnesinden çekildiği söylenir. Bizde ise aynı teranelerle gider gelir. Çok bilinen ve o siyasetçinin kıvrak zekasına işaret edilerek anlatılan bir hikâyecik vardır.

 Şöyle: bir mekânda seçmen veya partili lidere feveran ederek “Şunu dedin, şunu dedin.. Ve hiçbirini de yapmadın” der. Siyasetçimiz de o meşhur jest, mimik ve konuşma tarzıyla: ”Tamam hepsini söyledim. Peki, sizin kabahatiniz yok mu? Onları söylemeyince oy da vermiyorsunuz.”der.

 Ne mi olur? Kahkahalar ve alkış tufanı doldurur salonu. Üç cümleyle şah ve mat, bu kadar kolay olmamalı. Ama oluyor.

Son zamanlarda bir “patoloji” tabiridir gidiyor. Asıl patolojik durum yalanla başlıyor. Bakıyorsunuz; bu yalancılar, yalan olduğu anlaşılan bir cümle içinde “Allah” lafzını da kullanabiliyorlar. Söz ve hareket sahibini de tarif edermiş. Mesela, mert ve cesur insanın yalan söylememesi, dürüst ve gani insanın çalmaması gibi…

Yalan dünya dedik, nerelere geldik. Cennet mekân Ferit Kam’ın iki cümlesine yer vermek istiyorum.

 “Yılandan korkma, yalandan kork!”

“Hak sillesinin sedası yoktur, bir vurunca devası yoktur!”

Hak yar ve yardımcınız; her şey gönlünüzce olsun…

 

28.12.2010

Tarih: 26.05.2014 08:45