Mevzuatımızdaki “Kısıtlı” Kavramından Hareketle Bir Ufuk Turu

Bu kirli pazarlık, “bul karayı, al parayı”madrabazlığından daha sefil bir hali yansıtır. Ve Türk Demokrasisini DolmuşDemokrasisi’nden aşağıya düşürerek adeta “Alışveriş Demokrasisi”ne dönüştürür.

Mevzuatımızdaki “Kısıtlı” Kavramından Hareketle Bir Ufuk Turu veya DemokrasimizÜzerine Toz Kondurmak İstemeyenleri Göreve Davet Ediyorum

“Alışveriş Demokrasisi” : Ver oyu, Al parayı; Alparayı, ver oyu.

Bu kirli pazarlık, “bul karayı, al parayı” madrabazlığından daha sefil bir hali yansıtır. Ve Türk Demokrasisini Dolmuş Demokrasisi’nden aşağıya düşürerek adeta “Alışveriş Demokrasisi”ne dönüştürür.

Türk demokrasisi elli yılı aşkın bir süredir bu hastalıklı yapıyla yoluna devam etmektedir.

1960’lı yıllarda toplumsal talepler alışveriş konusu oluyordu yani Malatya, Adıyaman arası yol yapımı veya hastane yapımı gibi.

1970’li yıllara geldiğimizde “Toprak işleyişinin, su kullananın” diyenler şehirlerin etrafındaki kamu malını yağmalamaya başladı oyıllardaki adı “gecekondu” idi ve bu “gecekonducular” sosyalizmin ipiyle hayata tutunuyorlardı.

1980’lere geldiğimizde doğrudan millet malları satışaçıkarılmıştı. Satarım-sattırmam tartışmasında çoğunluk satanın yanında kümelendi. Onlarda bu satışlardan pay bekliyorlardı. Sosyalizmin ipinde “gecekondu” sahibi olanlar, yeni uzatılan “özelleştirme ipiyle” gecekondu tapu tahsis belgesi sahibi oldular ve artık buralara “varoş” deniliyordu.

1990’lara geldiğimizde herkese iki anahtar uzatılmıştı. Bunu da aldılar. “Alışveriş demokrasisi” uzatılan “Özelleştirmenin ipiyle” vatandaşa yeni kapılar açıyordu. İp sayesinde; sarkaç gibi bir solagidiyor alıyor, bir sağa gidiyor alıyordu.

2000’li yıllara gelindiğimizde yine bir Alışveriş ustası: “Özelleştirme ipinin” sayısını arttırıp her gecekonduya ayrı bir ip sallayıp, her odasını ayrı ayrı iplerle birbirine, oradan da iane siyasetine bağladı. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Devletinin borçlanma kabiliyeti varoldukça süreceğe benziyor.

Bu “alışveriş demokrasisini” iyi analiz etmemiz gerekir. 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçiminde: ülkemizde 19 milyon kişinin ayni ve nakdi yardım aldığı gerçeğinden hareketle, seçimden birinci çıkan partinin 20 milyon oy alması, demokrasimiz açısından hoş bir manzara değildir…

Şimdi mevzuatımızdaki bazı maddeleri nazar-ı dikkatinize sunuyorum.

Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun:

Seçmen olmayaşı kaçtır?

MADDE 6 - (Değişik: 4125 – 27.10.1995) On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.

Oykullanmayacak olanlar kimlerdir?

MADDE 7 – Aşağıda yazılı olanlar oy kullanamazlar:

1. Silâh altında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları (Her ne sebeple olursa olsun, izinli bulunanlar da bu hükme tabidir),

2. Askeri öğrenciler.

3. (Ek: 2839 – 10.6.1983) (Değişik: 4125–27.10.1995) Ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunanlar.

Seçmen olamayanlar kimlerdir?

MADDE 8 – Aşağıdaki kimseler seçmen olamazlar:

1. Kısıtlı olanlar,

2. Kamu hizmetinden yasaklı olanlar.

TÜRK MEDENİKANUNU: 4721

B.Kısıtlama

1. Akılhastalığı veya akıl zayıflığı

Madde 405- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar noterler vemahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.

 

2.Savurganlık, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim

Madde 406- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı,kötü yaşam tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan yadabaşkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.

3. Özgürlüğü bağlayıcı ceza

Madde 407- Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır.

Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atamak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.

4. İsteküzerine

Madde 408- Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğinden ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.

Yukarıda medeni kanunda açıkça ifadesiyle seçmen olamayanlar; Dememiz odur ki, bütçeden hiç çalışmadan pay alanlar, yani “verparayı al oyu” işlemini yapan kişiler esas itibariyle “KISITLI” kişilerdir. Atasözümüzde de ifade edildiği gibi “ Kendi başını bağlayamayan gelin başı bağlamaya” kalkıyor. KISITLI kendi işini, ailesinin geçimini sağlamayan kişidir. Bunların sayısı 56 milyon seçmenin 19 milyonudur. Başka bir ifadeyle çalışan 37 milyon insanımız 19 milyonun dageçimini temin etmektedir ve bu sayı seçmenin % 33 üne tekabül etmektedir. Başka bir deyişle, her üç seçmenden biri “KISITLI”dır.

         Medeni Kanunumuzun ve Seçim Kanunumuzun 8. Maddede; seçmen olamayanlar 1. Kısıtlı olanlar. 2. Kamu hizmetinden yasaklı olanlar, hükmünün yer aldığına işaret etmiştik.

         “KISITLI” olanların geçimini teminetmek milletçe görevimizdir. Ancak, madde: 405, 406 ifadesini bulan kısıtlıların verdiği oy Türk Demokrasisini “Alışveriş Demokrasisi” ne dönüştürmüştür. Ayrıca bu durum “Silahlı Darbe” yönetimine benzeyen “Kısıtlı Darbe” yönetimini çağrıştırmaktadır.

         Bu hal sürdürülebilir değildir. Ayrıcameri mevzuata da uygun düşmediği gibi demokrasimizi de sakatlamaktadır. “Körler sağırlar birbirini ağırlar”, “alırlar verirler, yola devam ederler” bizler bu konuya öylece bakamayız.

         Bahse konu kanunlarda KISITLI sayılanlar, “kısıtlı” oldukları sürece oy kullanamazlar. Herkesi göreve çağırıyoruz.

         Kısıtlı’ya bakmak görevimiz ancak “kısıtlı” bugün itibariyle hayatımıza yön vermektedir. Demokrasimizi elimizden almaktadır, çocuklarımızın geleceğini çalmaktadır. Ufkumuzu karartmaktadır.

         “KISITLI” oy kullanmamalıdır. Neden oykullanmamalıdır, kanunlarımız böyle söylemektedir. Demokrasi ancak böyleyaşatılabilir. Eroin bağımlısı olan kişi eroin satıcısının kölesidir. Bu “Alışveriş Demokrasisi”nin geldiği nokta benzetmek gibi olmasın işte budur. Budurum milletçe sona erdirilmelidir.

         Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir Hukuk Devletidir. Hukukun söylediği yerine getirilmelidir.

Velhasıl, sözün özü:

Geçimini temin etmekte acze düşerek, ianeye talip olarak adeta özgür iradesine ipotek koyduran “KISITLI” oy kullanmamalıdır.

        

Yard. Doç. Dr. Hüseyin FİDAN

Tarih: 07.07.2014 11:49