Peygamber Sevgisinin Tezahürü: Na`atler


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peygamber Efendimiz (sav)’i övmek ve niteliklerini topluma aktarmak amacıyla yazılan; yüzyıllardır süregelen şiir türüne “na’t” diyoruz. Aslında Peygamberimiz (sav)’in övgüye ihtiyacı yoktur. Hiç kimse O’nu (sav), Allahü Teala kadar övemez. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz’in “Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...” buyurması; Allah(cc)’ın bizi sevmesi için Peygamberi sevmemiz gerektiği gerçeğini ortaya koyar ve “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey imânedeneler! Siz de O’na teslimiyetle salât ve selâm getirin” ayetiyle Peygamberimize teslimiyeti ve sevgiyi emreder.

Bunun için şairlerimiz de beşer övgüsünün Kur’an-ı Kerim’in yanında yetersiz kalacağını kabul etmişlerdir.

Şeyhülislam Yahya bu gerçeği şöyle anlatmaktadır:

“Hazret-i Hakk olunca meddâhun

Nice medheyleye seni Yahyâ”

Kemâl Paşazâde ise:

Sen vahy-i âsumân ile itdügini ayân

Ben kimolam ki şi’ir ile şerh ü beyân kılam” demektedir.

Peygamberimiz’in İlk Şairleri:

Peygamber Efendimiz (sav)’in risaletle gönderildiği Arap yarımadasında şiir ve edebiyatın önemli bir yeri vardı. Arap kavimleri şiir yarışmaları düzenler, burada üstün gelen şiirler, Kâbe’nin duvarına asılarak taltif edilirdi. Şiir ve edebiyat, ayrıca etkili bir propaganda aracıydı.

Peygamber Efendimiz (sav)’in de şiir ve edebiyatı etkin kullandığı bilinmektedir. Hassân b. Sâbit, Abdullah bin Revâha ve Kâ’b b. Züheyr gibi Sahabeler, Peygamberimiz’in ilk şairleriydi. Peygamberimiz (sav)’i överek na’t yazan ilk sahabeler de bunlardı.

Hassân b. Sâbit, Efendimiz hakkında yazdığı bir şiirde şunları söyler:

“Resûlullah’ın pak alnı, karanlık içinde göründüğü zaman,

Ortalığa nur saçan, karanlığı izale eden lamba gibi görünür.”

Abdullah b. Revâhâ (ra)’da yazdığı şiirde:

“Ey Ensâr cemâati, size müjdelerim ki,

Sağ ve selâmettedir, Allah’ın Peygamberi Müşrikler öldürüldü ve esir edildiler,

Var esirler içinde, çok şöhretli kişiler.

Rebîa veHaccâc’ın oğulları bittamâm,

Öldürüldü Bedir’de, Ebû Cehil bin Hişâm” demektedir.

Kâ’b b. Züheyr ve Kaside-i Bürde:

Ka῾b b.Züheyr (ra)’in kardeşi Büceyr Müslüman olunca, Ka῾b kızar ve Peygamberimiz’i ve İslam’ı zemmeden kaside yazar. Kardeşi Büceyr buna tahammül edemeyip durumu Allah Resulü’ne arz eder. Bunun üzerine Efendimiz, Kâ’b’ın cezalandırılmasını emir buyurur. Kardeşi Büceyr, Kâ’b’a bir mektup yazar ve “Başının çaresine bak!” diye durumu bildirir. Ka῾b uzun zaman düşündükten sonra tövbe eder ve Müslüman olmaya karar vererekP eygamberimiz’i öven bir şiir yazar ve Peygamberimiz (sav)’in huzurunda okur. “Sevgili uzaklaştı” sözleriyle başlayan bu kasideyi Peygamber Efendimiz (sav) beğenir ve Kâ’b’ı affeder. Bürdesini (hırkasını) çıkarıp onun omuzlarına koyar. Bu sebeple Kâ’b bin Züheyr’in kasidesi “Kaside-i Bürde” ismi ile meşhûr olur. Bu eser farklı dillere tercüme edilir. Bu hırka, günümüzde “Hırka-i Saâdet” ismiyle İstanbul’da Topkapı Müzesi’nde muhafaza edilmektedir.

İmam-ı Busayri ve Kaside-i Bür’e:

İmam-ı Busayri’nin Peygamber Efendimiz (sav)’e yazdığı kasidedir. Bu kasidenin yazılış hikayesi şöyledir: İmam-ı Busayri bir gün felç olur, bedeninin yarısı hareketsiz kalır. Peygamber Efendimiz (sav)’e tevessül edip, O’nu öven bir kaside yazar ve kasideyi rüyasında Peygamberimiz’e okur. Efendimiz, kasideyi beğenir ve hırkasını çıkarıp İmam-ı Busayri’ye giydirir. Bedeninin felçli olan yerlerini eli ile sıvazlar. Busayri uykudan uyandığında felci şifa bulmuştur. Ve o günden sonra bu kaside meşhur olur. Zor zamanlarda istimdad için okunmaya başlar.

Kutadgu Bilig ve Peygamber Sevgisi:

Türk İslam Edebiyatında, Peygamber sevgisiyle yazılan na’tlerin ilk örneği Yusuf Has Hacib’in yazdığı “Kutadgu Bilig”de görülür. Kutadgu Bilig’in ilk bölümleri Allah ü Teala Hazretlerine, devamında Peygamber Efendimiz (sav)’e övgüler yer alır.

İlk Müslüman Türk Devleti olan Karahanlılar döneminde Yusuf Has Hacib ile başlayan na’tler, Edip Ahmed ve Ahmed Yesevi ile devam etmiştir.

Çağatay Edebiyatının önemli şairi Ali Şîr Nevâî ile devam eden Peygambers evgisini anlatan şiirler, Mevlânâ ve Yunus Emre ile ilerlemiş, Divan edebiyatında doruğa ulaşmıştır.

Divan Edebiyatında Naatler:

Klasik (Divan) edebiyatımızda naatlerde ilk sırayı Fuzuli’nin “Su Kasidesi” alır. İkinci sırayı da Şeyh Galib’in “Müseddes Na’tı Şerif-i Nebevî”si, üçüncü sırayı da Nâbi’nin “Sakın Terk-i Edepten”i alır dersek yeridir.

Osmanlı Padişahlarının Peygamber (sav) Sevgisi:

Peygamberimiz (sav)’in sevgisiyle yazılan naatler, Osmanlı Divan edebiyatında önemli bir yer tutar. Sadece Divan edebiyatında değil, bizzat şair padişahların şiirlerinde de bu sevginin tezahürlerini görmek mümkün. 600 yıl cihana “ila-yı kelimetullah”ı götürmek gayesiyle yetişen padişahların, bu kutsal ve meşakkatli görevi ifâ ederken, yılmadan usanmadan yollarına devamlarında Allah ve Peygamberinin sevgisinin doruk noktaya ulaşması motivasyonlarını arttırmıştır.

Osmanlı Padişahlarının hemen hepsinde bu sevginin izlerini görmek mümkün. Osman Gazi’den başlayarak bütün Padişahların Peygamber Efendimiz (sav)’e duydukları muhabbet bazı padişahların şiirlerine de yansımıştır.

Osmanlı’nın kurucusu Osman Gazi’den başlayan bu muhabbet, Peygamberimiz’in müjdesine nail olmak için İstanbul’u kuşatan Fatih Sultan Mehmed’e, Osmanlının ilk halifesi “hakim-ülharameyn” yerine “hadim-ül Haremeyn” ünvanını kullanan Yavuz Sultan Selim’e, gördüğü rüya üzerine peygamberimize şiir yazan Kanuni’ye, Peygamber Efendimiz’in ayak izinin resmini ömrü boyunca başında taşıyan I. Ahmed’e, Vahhabilerin fitnesini bertaraf ederek kutsal topraklarda huzuru getiren II. Mahmud’a, Hicaz Demiryolu yapılırken gösterdiği hassasiyetle II. Abdülhamid Han’a kadar birçok padişahın şiirlerinde Peygamber Efendimiz (sav)’e olan sevgi ve muhabbetin izleri görülür.

Tanzimat Sonrası Na’tler:

Na’tler, Divan edebiyatımızda olduğu kadar olmasa da Tanzimat sonrası ve günümüzde de canlılığını korumaktadır. Ziya Paşa, Muallim Naci, İsmail Safa, MahmudC elaleddin Paşa, Muallim Cûdî, Recaizade Mahmud Ekrem, Makbule Leman, Mehmet Akif, Yahya Kemal’den, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Faruk Kadri Timurtaş, Necip Fazıl Kısakürek, Ali Ulvi Kurucu, Sezai Karakoç, Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Nurullah Genç, Ali Nar, Yasin Hatipoğlu, Süleyman Arif Emre, Mustafa Ruhi Şirin ve Hikmet Erbıyık gibi son dönem edebiyatçılarına kadar canlılığını koruya gelmiştir.

Na’tler, kalplerde Peygamber sevgisi yaşadıkça varolacaktır.

(Bu yazı İslami Edebiyat dergisinin 63’üncü sayısındayayınlanmıştır.)

Tarih: 14.01.2015 16:06