Düşük Büyüme Yüksek Enflasyon


 

 

 

 

 

 

 

Türkiye ekonomisinde parasal sıkılaştırma, yürürlüğe konulan makro ihtiyati tedbirlerin gecikmeli etkisi, yavaşlayan AB ekonomisi ve siyasi gerginliklerin etkisiyle 2012’den bu yana süregelen ekonomik yavaşlama sonucunda ekonomik büyüme 2014 ikinci üç ayında yüzde 2,1 olmuş, bunun yüzde 2,9’u dış talepten kaynaklanırken, özel sektör tüketimi yüzde 0,3 özel kesim yatırımları yüzde eksi 0,9, stok değişimi yüzde 0,4 olarak gerçekleşmiş; kamu kesiminden gelen katkı tamamen tüketimdeki yüzde 0,3 artış olurken, kamu yatırımları ise sıfır katkı sağlamıştır. Rakamlardan izlendiği üzere yatırımlar ve tüketim neredeyse durmuşken, büyüme tamamen dış talep kaynaklıdır.

Son zamanlarda Türkiye ekonomisinin temel sorunu düşük büyüme, yüksek enflasyon olgularının bir arada yaşanmasıdır. İktisatta ampirik açıklayıcı gücü ile ortaya atılarakteorik alanda da bir dizi tartışma sonrasında kabul edilen Phillips eğrisi ise enflasyonla işsizliğin ters orantılı olması gerektiğini ima etmektedir. Yani bu eğriye göre yüksek enflasyon durumunda büyüme de yüksek olmalıdır. Genel kabul gören bu eğilimin Türkiye ekonomisi için geçerliliğini yitirmesinde rol oynayan bazı etmenler söz konusudur.

Buna göre uygulanan ekonomik politikalar sonucunda baskılanan iç talep sonucunda Phillips eğrisinde talep enflasyonu neredeyse sıfırlanmış, enflasyondaki artış arzve üretim tarafındaki maliyet artışları dolayısıyla yaşanmaya başlanmıştır. Açık ve yarı sanayileşmiş Türkiye ekonomisinde arz taraflı enflasyon büyük ölçüde döviz kurlarındaki artıştan kaynaklanmaktadır. Buna göre basitçe şöyleanlatabiliriz: döviz kurlarındaki artış genel fiyat düzeyini arttırmakta (1), bu durum ücret endekslemesi ile nominal ücretleri yükseltmekte (2), bunun sonucunda artan reel ücretlerden dolayı arz tarafında üretim düşmektedir (3). Bu da tam olarak açık ekonomileri tanımlayan Mundell-Fleming modelinde öngörüldüğü gibi TL değer kaybettiğinde üretim düzeyinin düşmesi anlamına gelmektedir.

ABD dolarının değer kazanması, küresel ekonomilerde süre gelen gelişmelerin Türkiye ekonomisindeki etkileri sonucunda ortaya çıkan bu durumun uygulanan faiz vepara politikaları ile ilişkisine, faizlerin yönünün ne olması gerektiği konularına ise sonraki yazılarımızda değinilecektir.

Dr. Zeynep CİRELİ

Tarih: 12.01.2015 13:51