Prof.Dr.Şerif Baştav`ın "Büyük Hun Kağanı Attila" kitabı üzerine bir değerlendirme







KİTAP YORUMLARI:
"BÜYÜK HUN KAĞANI ATTİLA"
(PROF. DR. ŞERİF BAŞTAV )
  
Dr.Zeynep Cireli
 
    Prof Dr Şerif Baştav hocamız tarafından yazılarak birinci basımı 1998 yılında Kültür Bakanlığınca yapılan "Büyük Hun Kağanı Attila"  isimli kitabın 2015 yılı içerisinde Bilge Kültür Sanat Yayın Dağıtım şirketi tarafından yeniden basımı gerçekleştirilmiştir.  Hocamızın bu eserinin yeni basımının Türk kamuoyunda ilgi yaratacağına ve yeni bir alaka ile alınarak okunup tartışılacağına eminiz, bu nedenledir ki yeniden kitap hakkında eleştiri yazarak konuyu gündeme getirmek istedik. Zaten hocamızın birkaç bilimsel alanı kapsayan geniş akademik altyapısı, kendi sahasına hakimiyeti, bilimsel tarafsızlığı ve bilimsel yöntemlerden ödün vermeden, ideolojiye sapmadan bir Türk tarihçi olarak yaptığı tahlil, gözlemler bu eseri (her eserinde bu vasıfları zaten oldukça kuvvetli ve belirgindir) bilimsel olarak daha kıymetli ve müstesna kılmaktadır. Bilimsel derinliği ve hakimiyeti ise biz okurların yanısıra, kendi meslekdaşlarının yaptığı yorumlardan da malumumuz bulunmaktadır.
    Hunlar, Avrasya kökenli bir boylar konfederasyonu olarak tanımlanmakta olup kökenlerini bazı kaynaklar Hiung-nu`lara  dayandırmaktaysa da Hiung nu`larla Avrupa Hunlarının aynı oldukları hususu tartışmalıdır. Hocamıza göre bu ispat edilememiş bir faraziye olmakla birlikte, 370`lerde Avrupa`nın doğusunda ortaya çıkan Hunlar arasında eski Hiung Nu imparatorluğuna dair kavimlerin de bulunduğu şüphesizdir . 370`li yıllarda Roma İmparatorluğu`nun doğu sınırlarında korkunç olaylar meydana geldiği duyuldu. Avrupa`da o zamana kadar görülmemiş bir kavmin oradaki kavimleri yerinden çıkardığı haberleri duyuldu. Dönemlerine göre çok gelişmiş silah ve donanımları, yüksek hızları ve üstün savaş taktikleriyle önlerine çıkan Hunlar önce Aral Denizi ile Don Irmağı arasında yaşayan Alanları hakimiyetleri altına aldılar. Daha sonra bir müddet Roma İmparatorluğu`nun doğu eyaletlerine akınlar yapan, Ermenistan`a giren, Roma İmparatorluğu egemenliği altındaki Anadolu`yu baştan başa çiğneyerek (ki bu Türklerin ilk Anadoluya girişi sayılmaktadır)  Urfa`ya kadar ilerleyen Hunlar bundan sonra batı steplerine taarruz ederek önce Don ve Dinyeper ırmakları arasında hüküm süren  Doğu Gotları devletine 376`da  son verdiler. Bundan sonra ilerleyerek Vizigotları da yenilgiye uğratan ve batıya doğru baskısını sürdüren Hunların bu hareketleri sonucunda büyük Kavimler Göçü de başlamış oluyordu. Böylece yerlerinden oynayan Cermen kavimleri Doğu Roma İmparatorluğunu istila etmeye başladılar ve 5. yy`da tüm Batı ve Doğu Roma İmparatorluklarının tarihi bu kavimlerle içiçe ve aynı zamanda bunların istilasına karşı koymakla geçti.
    Batı Hun veya diğer adı ile Avrupa Hun İmparatorluğu MS 370 ila 469 yılları arasında hüküm sürmüştür. Bunların devrinde batı Asya stepleri ilk kez Türklerin egemenliği altına girmişti. Hunlardan önce ise buraların hakimi Alanlar ve Cermen unsurlar olan Gotlardı. İmparatorluğun ilk hükümdarı 370-375 arasında Balamir, 445-453 arasında en parlak hükümdar olan Attila, 458-469`da ise Dengizik`tir. İmparatorluğun dili Hunca, Gotça, Latince, Yunanca, Persçedir. Hunca dışındaki dillerle İmparatorluk genişleyip Avrupa`da fetihler yaptıkça halklarla karışarak karşılaşmış oldukları muhakkaktır. İmparatorluğun sınırları Hazar Denizinden Fransa`ya kadar ulaşmakta, Hunlar akınları ile Galya`ya ve İtalya`nın şehirlerine kadar uzanmaktaydı. İmparatorluğun başkenti farklı kaynaklarda Segedin   veya Macaristan`ın başkenti Budapeşte`nin Budin kesimi yakınlarındaki Sycambria olarak gösterilmektedir. Hunların dilleri, adetleri, savaş taktikleri ve göçebelik tarzları ile   Türk unsurlar taşıdıkları içlerinde baskın olarak Türk boyları bulundurdukları birçok tarihçi tarafından kabul edilmektedir.
    Hunlar hükümranlıkları boyunca Roma İmparatorluğu ile ittifaka girmiş bunları barbar kavimlerin istilalarından korumuşlardır. Böylece Cermen kavimlerini (öncelikle Orta Avrupa`daki Cermenleri) dizginleyerek Roma İmparatorluğunun çökmesini en az bir nesil geciktirmişlerdir. Roma İmparatorluğu Hunlardan yardımcı kıtalar almış, ayrıca bunları paralı asker olarak da kullanmıştır. Ancak diğer taraftan da Hunlar ters yönlü bir etki de yaratmış,  Orta Asya steplerinden çıkarak Asya`nın batısında Doğu Avrupa`ya yaptıkları akınlar sonucunda barbar kavimleri yerinden oynatmışlardır. Hunların bu istilaları 376-405 yılları arasında Büyük Kavimler Göçü kargaşasına yol açarak aynı zamanda Roma İmparatorluğu`nun çökmesine en önemli sebepleri hazırlayan hareketlere de neden olmuştur. Hunların hareketleri Cermen kavimlerin Galya, İspanya, Afrika`ya kadar uzanması sonucunu doğurmuştur.
    Hunlar, özellikle de Attila hakkında Avrupa`da pekçok efsane ve menkıbe kalmıştır. Fransızlar ve İtalyanlar onları vahşi, kan dökücü, acımısız görürken, Almanlar onu Nibelungen efsanesinde büyük ve alicenap bir hükümdar olarak tarif eder, Macarlar ise kendilerini Hunların ahfadı olarak görür ve onları sahiplenirler. Ancak bu esrarlı ve korkunç kavmin o derece çok korkulan ve dehşet uyandıran hükümdarı aynı zamanda çok parlak, zeki, yetenekli bir hükümdar olduğundan, onun inanılmayacak dramatik değişikliklerle dolu hayatı her devirde hayal gücünü tetiklemekte ve merak uyandırmaktadır  (Baştav, s. 19).
    Hunlar Avrupa tarihinin başköşesinde yüzyıldan az sahne almakla beraber, Avrupa tarihinin gelişimi üzerinde etkileri büyük olmuş, tüm barbar kavimleri yerinden oynatarak Avrupa kıtasının çehresini değiştirmişlerdir. Cermenlerin terörünü ortadan kaldıran da onları medeni dünya üzerine serpiştiren de onlardır. Ancak kısa süreli ömürleri dolayısı ile Avrupa`ya malolmadılar ve yeniden meçhul alemine gömüldüler. Zira Avrupalı değillerdi. Onlar uçsuz bucaksız bozkırların hakimi ve yarı göçebe evlatları idiler. (Baştav, s.168)  Bu yüzden geçici kavimleri sadece amaçlarına hizmet ettikleri ölçüde kullanmışlardır.


Tarih: 09.03.2016 16:59