Siyaset Sahnesinde Neler Görülüyor?


SİYASET SAHNESİNDE NELER GÖRÜLÜYOR?

Anayasamızda: “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır” ifadesiyer alır. En son kurulan parti kurmayları kaçıncı parti olarak Türk siyasihayatına dâhil olduklarını biliyorlardır mutlaka. Seçmen nezdinde karşılığı varveya yok, işte bu düşüncenin cevabını yarın “seçim sandığı divanında” öğrenecekler. Peşinen “perşembenin geleceği çarşambadan belli olurmuş” diyerek başlamak istiyorum.

Şimdi mesele şu ki, insanlar bir plan, proje, icraat üretmek için değil kişisel egolarını tatmin etmek için, “ben buradayım” demek için parti kuruyorlar Türkiye’de. Bu nedenle ne ANAP olabilecekler, ne de AKP! Ayrıca organizasyon kabiliyetleri, sivil toplumculuk, birlikte hareket ve liderlik zayıf; parti kadrolarına bakıldığında çoğu kez iyi, güçlü, yetkin adaylar değil, sıradan, bana dokunmasın, listede sıramı kimse kapmasın düşüncesinin ağırlık kazandığı ve kendisini aşikâr ettiği görülüyor. AKP, ANAP bunu aşan partiler olarak halktan oy aldılar. Öncelikle, kadrolarında yetkin isimler vardı; yetenek, eğitim, bilgiye önem ve değer veriyorlardı ki: bu çok önemli bir zihniyet. Diğer ufak partilerde bu var mı? Bir ön kabul yapalım ve diyelim ki var. Ancak bu kadarla da bitmiyor, organizasyon, finansman kapasiteside çok önemli.

Ayrıca Gülen Hoca “parti kurma mülahazamız ve partilerle alakamız da yok” diyor ama hâlihazırda ülkede kurulu bazı siyasal parti ve hareketlere müdahil olduğunu, bunları yönlendirip, kadrolaştırdığını duyuyoruz. Lafa değil, icraata bakarız: Gülen cemaatinin hem AKP içindeki dirsek temasları çok güçlüdür, hem de poliste, yargıda, kısmen de bürokraside. Şimdi parti kurar veya kurmaz, ama eminim ki kurulanlarla da yakından ilgilenmekte, yerine göre de müdahil olmaktadır! Hatta o denli güçlenmiştir ki, medyası, bürokrasisi vs ile (ki Cemaate dahil olalım ya da olmayalım, bu organizasyon, örgütlenme, siyasi, toplumsal ve eşine az rastlanan bir zeka veyeteneğin bir sonucudur) halihazırdaki iktidar partisine bile, kafa tutabilmektedir.

Öte yandan AKP`nin kurulmasına gelince: Evet AKPşimdiye kadar öncülleri olan DP, AP, ANAP, DYP’nin izinden giderek aynı çizgide ancak onların ötesinde bir başarı yakalamıştır. AKP öncülleri gibi sağ tandanslı bir parti olup, sosyal yaşam alanında muhafazakâr, ekonomide ise liberaldir. Bu açıdan değerlendirildiğinde en çok ANAP`a benzemektedir ve hatta onun derinleşmiş İslam motifli, milli görüş versiyonudur. Ancak bu hali ile de AKP Türk siyasi hayatında öncesinde eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza atmıştır. Askeri vesayet altındaki TC’de Rahmetli Erbakan Hoca`nın başkanlığında iki kez iktidar olabilmiş bir siyasi görüşün kendine özgü çizgisinde bir geleneği de temsil etmektedir. Bu anlamda siyasi başarılarını, örgütlenme yeteneklerini, yetenekli kişileri seçerek tek bir çatı altında toplayabilmelerini, açıkçası hayranlıkla takdir ediyorum. Yine kendi içlerinden liderler çıkarabilmeleri, liderlik etrafında toplanmaları da önemli ki; bunun biad kültürü ile alakasının bulunup bulunmadığı tartışılabilir elbette. Ancak sol tandanslı partilerde bile bu kültürü eleştirilip, beri yanda hiç dedemokratik sayılmayacak parti yönetim tutumlarının izlendiğini de biliyoruz. AKP ve siyasi görüşünün iktidarı, örgütlenmesi hakkında yazılacak çok şey var,bunlar sonraki yazılarda da ele alınabilir.

Muhalefetin yeni seçimlerde güçlenmeyeceği beklenebilir, ancak unutmayalım ki Ekmelettin İhsanoğlu son seçimlerde yüzde kırka yakın oy almıştı, bu nedenle Meclisteki partilerin baraj altı kalacağı yönünde bir beklentim yok. Ancak, yeni bir siyasi oluşum ortaya çıkmalı Türkiye`de bir AP, bir ANAP gibi merkez sağı kendi ekseni etrafında toplayabilecek bir kadrolaşma olmalı, yoksa tek parti iktidarının devam etmesi Türkiye’yi sağlıksız bir tek kutuplu dünya düzenine doğru götürecek!

Dr. Zeynep CİRELİ

Tarih: 22.01.2015 12:39